<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Katretül Hayat Bayan Sitesi(Nisa Katre) كاتريتول الحياة | Seyyah | Arkadaşların etkinlikleri</title>
	<link>https://bayan.katrefm.com/kardesler/seyyahbursa/activity/friends/</link>
	<atom:link href="https://bayan.katrefm.com/kardesler/seyyahbursa/activity/friends/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<description>Seyyah arkadaşları için etkinlik beslemesi.</description>
	<lastBuildDate>Fri, 03 Apr 2026 17:30:19 +0300</lastBuildDate>
	<generator>https://buddypress.org/?v=</generator>
	<language>tr</language>
	<ttl>30</ttl>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>2</sy:updateFrequency>
	
						<item>
				<guid isPermaLink="false">1fb8d37acdb95d171cbf984ac6722147</guid>
				<title>Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in azatlısı Meymune radıyallahu anha: “Ya Rasulallah! Beyt-i Makdis’e gidip gitmeme hakkında bize ne buyurursunuz?’’ dedi. Allah Rasulü: ‘’Gidin ve orada namaz kılın!’’ diye cevap verir. Fakat o zaman orada (Bizans ile Persler arasında) savaş vardı ve bunu dikkate alan Hazreti Peygamber aleyhissalatu vesselam efendilerimiz şöyle buyurdu: ‘’Şayet oraya gidemez ve orada namaz kılmazsanız, oranın kandillerini aydınlatacak yağ gönderin!’’ buyurdu.’’
(Ebu Davud, Salat, 14)</title>
				<link>https://bayan.katrefm.com/gonul-bahcemiz/p/16127/</link>
				<pubDate>Fri, 03 Apr 2026 14:38:20 +0300</pubDate>

									<content:encoded><![CDATA[<div class="activity-inner"><p>Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in azatlısı Meymune radıyallahu anha: “Ya Rasulallah! Beyt-i Makdis’e gidip gitmeme hakkında bize ne buyurursunuz?’’ dedi. Allah Rasulü: ‘’Gidin ve orada namaz kılın!’’ diye cevap verir. Fakat o zaman orada (Bizans ile Persler arasında) savaş vardı ve bunu dikkate alan Hazreti Peygamber aleyhissa&hellip;<span class="activity-read-more" id="activity-read-more-16127"><a target="_blank" href="https://bayan.katrefm.com/gonul-bahcemiz/p/16127/" rel="nofollow ugc">Daha Fazla Oku</a></span></p>
</div>]]></content:encoded>
				
									<slash:comments>0</slash:comments>
				
							</item>
					<item>
				<guid isPermaLink="false">901ca10e20b37860dee8d3343fa09f31</guid>
				<title></title>
				<link>https://bayan.katrefm.com/gonul-bahcemiz/p/16107/</link>
				<pubDate>Sat, 28 Mar 2026 17:32:22 +0300</pubDate>

				
									<slash:comments>0</slash:comments>
				
							</item>
					<item>
				<guid isPermaLink="false">9f8a10d05d2b84aa633fdff68b085a15</guid>
				<title>•Riyazü&#039;l-Cenne&#039;nin bu iki makamı son derece özel ve kıymetlidir.

Mavi daire içindeki o makam, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve âlihi ve sellem&#039;in imamlık yaptığı yerdir. Türkler çok âşık ve edep sahibi kimselerdir; bu yüzden o mübarek makamı mihrabın içine almışlardır ki, bu pâk ve muhterem toprak üzerine kimsenin ayağı değmesin ve insanlar secde ettiklerinde başları, âlemlerin efendisi sallallahu aleyhi ve âlihi ve sellem&#039;in mübarek ayaklarının koyduğu yerden biraz geride kalsın.

Rivayetlerden ve büyüklerden duyduğumuz kadarıyla, yeşil daire içindeki yer ise, ağaçlar arasında en bahtiyar olan Hannâne ağacının dikili olduğu yerdir. Efendimiz aleyhissalâtu vesselâm o ağaca yaslanarak hutbe irşad buyururlardı.

Hz. Seyyidina Hasan-ı Basrî rahmetullahi aleyh, bu vak&#039;ayı anlatırken şöyle buyururdu: &quot;Ey Allah&#039;ın kulları! Bir ağacın cansız gövdesi, Mustafa&#039;dan (sallallahu aleyhi ve sellem) ayrılığa dayanamayıp ağlayabiliyorsa, sizlerin Rasûl&#039;ün firakında ağlamaya daha çok hakkınız vardır.&quot;

(Vefâü&#039;l-Vefâ, 1/388-390; Delâilü&#039;n-Nübüvve li&#039;l-Beyhakî, 2/556-561&#039;den naklen)•
-alıntı-</title>
				<link>https://bayan.katrefm.com/gonul-bahcemiz/p/16067/</link>
				<pubDate>Sun, 15 Mar 2026 03:07:14 +0300</pubDate>

									<content:encoded><![CDATA[<div class="activity-inner"><p>•Riyazü&#8217;l-Cenne&#8217;nin bu iki makamı son derece özel ve kıymetlidir.</p>
<p>Mavi daire içindeki o makam, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve âlihi ve sellem&#8217;in imamlık yaptığı yerdir. Türkler çok âşık ve edep sahibi kimselerdir; bu yüzden o mübarek makamı mihrabın içine almışlardır ki, bu pâk ve muhterem toprak üzerine kimsenin ayağı değmesin ve&hellip;<span class="activity-read-more" id="activity-read-more-16067"><a target="_blank" href="https://bayan.katrefm.com/gonul-bahcemiz/p/16067/" rel="nofollow ugc">Daha Fazla Oku</a></span></p>
</div><div class="youzify-post-attachments">
			<a href="https://bayan.katrefm.com/wp-content/uploads/youzify/members/3009/2026/03/IMG_3519.jpeg" rel="nofollow" class="youzify-img-with-padding" data-youzify-lightbox="youzify-post-16067"><img loading="lazy" class='lazyload' data-src='https://bayan.katrefm.com/wp-content/uploads/youzify/members/3009/2026/03/IMG_3519.jpeg' alt=""></a>

			</div>]]></content:encoded>
				
									<slash:comments>2</slash:comments>
				
							</item>
					<item>
				<guid isPermaLink="false">837cd27111560bc2b10a4324e3d69b0f</guid>
				<title>&#x1f343;
Sevgili Peygamber Efendimizin -sallallahu aleyhi ve sellem- Hazreti Aişe annemize Kadir Gecesinde okumasını tavsiye buyurduğu “اللهم إنك عفو كريم تحب العفو فاعف عني” duanın müthiş ontolojisi.. bu güzel yazıyı sizlerle de paylaşmak istedim.
&#x1f33f;
“Kulun Rabbini tanıyarak söze başlaması, yine kalbde bir marifet penceresi daha açar; lâkin duanın ikinci kısmında dile gelen muhabbet nisbeti, o pencereden içeri dolan ışığın rengini ve sıcaklığını büsbütün değiştirir. Kul, Rabbinin affedici olduğunu zikrettiğinde bir sıfatı ikrar etmiş olur. Fakat affetmeyi sevdiğini söylediğinde, o sıfatın arkasındaki ilâhî iradeye, o iradenin taşıdığı muhabbet sırrına ve rahmetin kendi özündeki coşkunluğa yüzünü döner. Burada afv yalnız bir fiil olarak kalmaz; sevilen bir fiil olarak belirir ve bu sevgi nisbeti, kulun gönlünde bambaşka bir güven zemini inşa eder. Zira kul, kapalı bir kapıya yalvaran biri olmaktan çıkar; rahmetiyle müjdeleyen, affına davet eden, bağışlamayı kendi kereminin muktezası sayan bir Rabbin huzurunda durduğunu fark eder. Bu fark ediş, korkunun dar koridorlarından ümit ve edep ile genişleyen bir avluya geçiş gibidir. Kalb, bu geçişle birlikte nefes alır; sıkışmışlığın yerini edeple karışık bir sükûnet almaya başlar.
Kerem kavramı, bu muhabbet sırrının anlaşılmasında merkezi bir yer tutar. Kerem, yalnız vermek, yalnız bağışlamak, yalnız cezayı düşürmek mânâsına gelmez. Kerem, karşılıksız ikram etmektir; muhtacın liyakatine bakmaksızın, sırf kendi gönül genişliğinden taşan bir ihsan hareketidir. Kerem sahibi, verirken alan kişinin hâlini tartmaz; kendi cömertliğinin tabiatından verir. İlâhî kerem bu mânâsıyla düşünüldüğünde, kulun günahının büyüklüğü ya da küçüklüğü keremi sınırlayan bir ölçü olmaktan çıkar. Kul, günahını ne kadar ağır görürse görsün, Hakkın keremi o ağırlığı aşan bir genişlik taşır. Tıpkı engin bir denizin, içine düşen bir avuç toprağı eritmesi gibi, ilâhî kerem de kulun kusurunu kendi vüsatinde eritir. Kul bu hakikati kalbinde hissettiğinde, günahın altında ezilen omuzları hafifler; çünkü yükünü kendi gücüyle kaldırması beklenmediğini, rahmetin o yükü almaya hazır olduğunu anlar.
Lâkin tam bu noktada insanın iç dünyasında ince bir tuzak belirebilir. Nefs, bazen günahı öylesine büyütür ki kulun gözünde ilâhî rahmet daralmaya, küçülmeye başlar. Kişi kendi kusurunu seyrederken bakışı o kusura saplanır ve rahmetin genişliğini görecek gözü kalmaz. Utanç, edebin ötesine geçerek bir kaçışa dönüşür; kul, Rabbinin huzuruna varamayacağını, affın kendisi için mümkün olmadığını düşünmeye meyleder. Bu hâl, tekrar edelim, ilk bakışta tevazuya benzer, fakat hakikatte rahmeti daraltmaktır. Kulun kendi günahını büyük görmesi bir acziyet ikrarı olabilir; ancak ilâhî rahmetin o günahı kuşatamayacağını varsaymak, farkında olmadan Hakkın keremini sınırlamaktır. Oysa bu duanın ta kendisi, o varsayımı kıran bir şifa taşır. Kul burada şunu işitir: Rabbin affetmeyi sever; yani sen günahınla geldiğinde O seni kapısından kovmaz, bilâkis affetmek Onun muhabbetine uygundur. Bu idrak, yeisten ümide uzanan köprünün ilk taşıdır. Kulun yeisle sıkışan göğsü, bu sözün mânâsını duyduğunda açılır; çünkü talebin muhatabı, affı seven bir Rabdir..”

https://online.kamualem.com/post/hzaiseninvalidemizinmubarekduasiuzerine?commentSort=hot</title>
				<link>https://bayan.katrefm.com/gonul-bahcemiz/p/16064/</link>
				<pubDate>Sat, 14 Mar 2026 03:10:41 +0300</pubDate>

									<content:encoded><![CDATA[<div class="activity-inner"><p>&#x1f343;<br />
Sevgili Peygamber Efendimizin -sallallahu aleyhi ve sellem- Hazreti Aişe annemize Kadir Gecesinde okumasını tavsiye buyurduğu “اللهم إنك عفو كريم تحب العفو فاعف عني” duanın müthiş ontolojisi.. bu güzel yazıyı sizlerle de paylaşmak istedim.<br />
&#x1f33f;<br />
“Kulun Rabbini tanıyarak söze başlaması, yine kalbde bir marifet penceresi daha açar; lâkin duanın ikin&hellip;<span class="activity-read-more" id="activity-read-more-16064"><a target="_blank" href="https://bayan.katrefm.com/gonul-bahcemiz/p/16064/" rel="nofollow ugc">Daha Fazla Oku</a></span></p>
</div>]]></content:encoded>
				
									<slash:comments>0</slash:comments>
				
							</item>
					<item>
				<guid isPermaLink="false">13881e00c6c3c928be718541bf079017</guid>
				<title>Enes bin Malik (radıyallahu anh)’tan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: ​&quot;Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) bir hane halkının yanında iftar ettiği zaman şöyle dua ederdi: ​&#039;Yanınızda oruçlular iftar etsin, yemeğinizi iyi kimseler (ebrar) yesin ve melekler üzerinize rahmet dilesin.&#039;&quot;</title>
				<link>https://bayan.katrefm.com/gonul-bahcemiz/p/16050/</link>
				<pubDate>Tue, 10 Mar 2026 18:24:31 +0300</pubDate>

									<content:encoded><![CDATA[<div class="activity-inner"><p>Enes bin Malik (radıyallahu anh)’tan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: ​&#8221;Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) bir hane halkının yanında iftar ettiği zaman şöyle dua ederdi: ​&#8217;Yanınızda oruçlular iftar etsin, yemeğinizi iyi kimseler (ebrar) yesin ve melekler üzerinize rahmet dilesin.'&#8221;</p>
</div><div class="youzify-post-attachments">
			<a href="https://bayan.katrefm.com/wp-content/uploads/bp-api/members/2984/2026/03/IMG-20260307-WA0003.jpg" rel="nofollow" class="youzify-img-with-padding" data-youzify-lightbox="youzify-post-16050"><img loading="lazy" class='lazyload' data-src='https://bayan.katrefm.com/wp-content/uploads/bp-api/members/2984/2026/03/IMG-20260307-WA0003.jpg' alt=""></a>

			</div>]]></content:encoded>
				
									<slash:comments>0</slash:comments>
				
							</item>
					<item>
				<guid isPermaLink="false">45548a914bb5495a06741ec8b0e349f0</guid>
				<title></title>
				<link>https://bayan.katrefm.com/gonul-bahcemiz/p/16010/</link>
				<pubDate>Tue, 03 Mar 2026 02:56:22 +0300</pubDate>

				
									<slash:comments>0</slash:comments>
				
							</item>
					<item>
				<guid isPermaLink="false">38c3d1b42c638c0b0a97d09638038129</guid>
				<title></title>
				<link>https://bayan.katrefm.com/gonul-bahcemiz/p/15972/</link>
				<pubDate>Wed, 25 Feb 2026 03:03:32 +0300</pubDate>

				
									<slash:comments>0</slash:comments>
				
							</item>
					<item>
				<guid isPermaLink="false">80f59b170d00216cde976bc2f5d6182a</guid>
				<title>Mukabeleden ayetler..

وَسَارِعُوٓا۟ إِلَىٰ مَغْفِرَةٍۢ مِّن رَّبِّكُمْ وَجَنَّةٍ عَرْضُهَا ٱلسَّمَـٰوَٰتُ وَٱلْأَرْضُ أُعِدَّتْ لِلْمُتَّقِينَ
“Rabbinizin bağışlamasına ve genişliği göklerle yer kadar olup takvâ sahipleri için hazırlanmış bulunan cennete birbirinizle yarışırcasına koşun.” Âli İmran 133.

Şu hâdise, sahâbe-i kirâmin cennete koşuşuna güzel bir misal teşkil eder:
Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Bedir’de ashabını cihâda teşvik etmiş ve onlara cenneti hatırlatmıştı. Düşman iyice yaklaşınca da:
&quot;-Haydi, genişliği göklerle yer kadar olan cennet için kalkın!&quot; buyurmuştu.
Bunun üzerine Hazreti Umeyr bin Humâm (r.a.) atılarak:
&quot;-Ey Allah&#039;ın Rasûlü! «Genişliği göklerle yer kadar olan cennet» mi buyurdunuz?&quot; dedi. Allah Resûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-:
&quot;-Evet&quot; cevabını verdi. Umeyr:
&quot;-Ne iyi, ne âlâ!&quot; dedi. Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-:
&quot;-Niçin öyle dedin?&quot; diye sorunca:
&quot;-Hayır vAllahi yâ Resûlullah başka bir şey için değili, sadece cennet ehlinden olmak için böyle söyledim&quot; dedi. Allah Resûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- ona:
&#039;-Sen cennet ehlindensin!&quot; müjdesini verdi. 
Umeyr cihâda kuvvetli girmek için torbasından birkaç hurma çıkarıp yemeye başladı. Buna daha fazla sabredemeyerek:
&quot;-Bu hurmaları yiyinceye kadar yaşayacak olursam, gerçekten bu uzun bir hayat olacaktır. Onlar bitinceye kadar burada oturursam dünyaya karşı fazla hırs göstermiş olurum&quot; dedi ve elindeki hurmaları fırlatarak kılıcını çekip düşmanla savaştı ve sonunda şehid düştü. (Bk. Buhari, Megâzi 17; Müslim, Imâret 145; Muvatta&#039;, Cihâd 42)</title>
				<link>https://bayan.katrefm.com/gonul-bahcemiz/p/15940/</link>
				<pubDate>Sun, 22 Feb 2026 02:57:11 +0300</pubDate>

									<content:encoded><![CDATA[<div class="activity-inner"><p>Mukabeleden ayetler..</p>
<p>وَسَارِعُوٓا۟ إِلَىٰ مَغْفِرَةٍۢ مِّن رَّبِّكُمْ وَجَنَّةٍ عَرْضُهَا ٱلسَّمَـٰوَٰتُ وَٱلْأَرْضُ أُعِدَّتْ لِلْمُتَّقِينَ<br />
“Rabbinizin bağışlamasına ve genişliği göklerle yer kadar olup takvâ sahipleri için hazırlanmış bulunan cennete birbirinizle yarışırcasına koşun.” Âli İmran 133.</p>
<p>Şu hâdise, sahâbe-i kirâmin cennete koşuş&hellip;<span class="activity-read-more" id="activity-read-more-15940"><a target="_blank" href="https://bayan.katrefm.com/gonul-bahcemiz/p/15940/" rel="nofollow ugc">Daha Fazla Oku</a></span></p>
</div>]]></content:encoded>
				
									<slash:comments>0</slash:comments>
				
							</item>
					<item>
				<guid isPermaLink="false">ea9ec7e5337d0b298200a39dca2be987</guid>
				<title></title>
				<link>https://bayan.katrefm.com/gonul-bahcemiz/p/15935/</link>
				<pubDate>Sat, 21 Feb 2026 02:41:09 +0300</pubDate>

				
									<slash:comments>2</slash:comments>
				
							</item>
					<item>
				<guid isPermaLink="false">fcd45d7005e49ec68b0b5db946ce92ec</guid>
				<title>Riyaz’üs Salihîn’den hadisler&#x1f319;

559. Ebû Kebşe Amr b. Sa’d el-Enmârî’nin (ra)
Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-‘den şöyle dediğini işittiği nakledilmiştir:

“Üç şey vardır ki, ben onlar hakkında yemin ederek size bir şeyler söyleyeceğim, onları hatırınızda tutun. Sadaka, kulun malını eksiltmez. Bir kimse haksızlığa maruz kalıp da sabrederse, Allah, onun şerefini arttırır. Dilencilik kapısını açan kimseye Allah fakirlik kapısını açar
(Ravi “Yahut buna benzer bir ifade kullandı.” diyor).

Bir söz daha söyleyeceğim, onu da hatırınızda tutun:
Dünyada dört çeşit insan vardır:
1. Bir adam vardır ki, Allah ona mal ve ilim verir. O da Allah korkusuyla hareket eder, hısım akrabasını görüp gözetir ve bunda Allah’ın hakkı olduğunu da bilir. İşte bu kimse en yüksek mertebededir.
2. Diğerine, Allah ilim verir, fakat mal vermez. Fakat o samimi olarak, “Eğer
malım olsaydı filanca gibi yapardım.” der. O da niyetinin karşılığını alır. İkisinin mükâfatı eşittir.
3. Bir diğeri de vardır ki, Allah kendisine mal verir, fakat ilim vermez. Bu kimse malı rastgele sağa sola harcar, onu harcarken Allah’tan sakınmaz, akrabasını gözetmez ve o malda Allah’ın hakkı olduğunu bilmez. İşte bu adam en kötü mertebededir.
4. Sonuncu kişiye ise Allah, mal da ilim de vermez. O kişi “Malım olsaydı,
filanca (üçüncü gruptaki) gibi yapardım” derse, niyeti sebebiyle günaha girer. Her ikisinin günahı da eşittir.”

(T2325 Tirmizî, Zühd, 17)</title>
				<link>https://bayan.katrefm.com/gonul-bahcemiz/p/15920/</link>
				<pubDate>Fri, 20 Feb 2026 00:32:06 +0300</pubDate>

									<content:encoded><![CDATA[<div class="activity-inner"><p>Riyaz’üs Salihîn’den hadisler&#x1f319;</p>
<p>559. Ebû Kebşe Amr b. Sa’d el-Enmârî’nin (ra)<br />
Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-‘den şöyle dediğini işittiği nakledilmiştir:</p>
<p>“Üç şey vardır ki, ben onlar hakkında yemin ederek size bir şeyler söyleyeceğim, onları hatırınızda tutun. Sadaka, kulun malını eksiltmez. Bir kimse haksızlığa maruz kalıp da sabred&hellip;<span class="activity-read-more" id="activity-read-more-15920"><a target="_blank" href="https://bayan.katrefm.com/gonul-bahcemiz/p/15920/" rel="nofollow ugc">Daha Fazla Oku</a></span></p>
</div>]]></content:encoded>
				
									<slash:comments>0</slash:comments>
				
							</item>
					<item>
				<guid isPermaLink="false">a49460c774b2f5a118ed30900194cd4a</guid>
				<title>Riyaz’üs Salihîn’den hadisler&#x1f319;

&#x1f33b;Yeni Ay Görüldüğünde Yapılacak Dua

١٢٣٣- عَنْ طَلْحَةَ بْنِ عُبَيْدِ اللهِ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ، أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كَانَ إِذَا رَأَى الْهِلَالَ قَالَ: «اللَّهُمَّ أَهِلَّهُ عَلَيْنَا بالَأمْنِ وَالْإِيمَانِ، وَالسَّلاَمَةِ وَالْإِسْلاَمِ، رَبِّي وَرَبُّكَ اللهُ، هِلاَلُ رُشْدٍ وَخَيْرِ» رَوَاهُ التِّرْمِذِيُّ وَقَالَ: حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ.

1233. Talhâ b. Ubeydullah&#039;tan (ra) rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- hilâli gördüğü zaman şöyle dua ederdi:
“Allah&#039;ım, bu yeni ayın üzerimize emniyet, iman, selâmet ve islâm ile doğmasını nasip et! Ey hilãl! Benim de, senin de Rabbin Allah’tır. (Allah&#039;ım) bu hilâli bizim için hayırlı ve uğurlu kıl!”
(T3451 Tirmizi, Duâ, 50)</title>
				<link>https://bayan.katrefm.com/gonul-bahcemiz/p/15883/</link>
				<pubDate>Wed, 18 Feb 2026 21:15:15 +0300</pubDate>

									<content:encoded><![CDATA[<div class="activity-inner"><p>Riyaz’üs Salihîn’den hadisler&#x1f319;</p>
<p>&#x1f33b;Yeni Ay Görüldüğünde Yapılacak Dua</p>
<p>١٢٣٣- عَنْ طَلْحَةَ بْنِ عُبَيْدِ اللهِ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ، أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كَانَ إِذَا رَأَى الْهِلَالَ قَالَ: «اللَّهُمَّ أَهِلَّهُ عَلَيْنَا بالَأمْنِ وَالْإِيمَانِ، وَالسَّلاَمَةِ وَالْإِسْلاَمِ، رَبِّي وَرَبُّكَ اللهُ، هِلاَلُ رُش&hellip;<span class="activity-read-more" id="activity-read-more-15883"><a target="_blank" href="https://bayan.katrefm.com/gonul-bahcemiz/p/15883/" rel="nofollow ugc">Daha Fazla Oku</a></span></p>
</div>]]></content:encoded>
				
									<slash:comments>0</slash:comments>
				
							</item>
					<item>
				<guid isPermaLink="false">559e2a7a10b96839f6715e5d13b6907b</guid>
				<title>*&quot;Ben sözlerine dikkat eden bir insan gördükçe, onun diğer amellerinin de iyi olduğunu gördüm.&quot;*

Hz. Yunus b. Ubeyd (r.a.) &#x2665;&#xfe0f;</title>
				<link>https://bayan.katrefm.com/gonul-bahcemiz/p/15872/</link>
				<pubDate>Tue, 17 Feb 2026 16:39:11 +0300</pubDate>

									<content:encoded><![CDATA[<div class="activity-inner"><p>*&#8221;Ben sözlerine dikkat eden bir insan gördükçe, onun diğer amellerinin de iyi olduğunu gördüm.&#8221;*</p>
<p>Hz. Yunus b. Ubeyd (r.a.) &#x2665;&#xfe0f;</p>
</div>]]></content:encoded>
				
									<slash:comments>0</slash:comments>
				
							</item>
					<item>
				<guid isPermaLink="false">4494845f4dc6e8726decc5ad89058cb9</guid>
				<title></title>
				<link>https://bayan.katrefm.com/gonul-bahcemiz/p/15818/</link>
				<pubDate>Fri, 13 Feb 2026 04:47:07 +0300</pubDate>

				
									<slash:comments>0</slash:comments>
				
							</item>
					<item>
				<guid isPermaLink="false">20e9a34d6e2adb803809a80a2495971e</guid>
				<title>Ebû Mûsâ (radıyallâhu anh) şöyle dedi:
Resûlullah ﷺ bana hitâben:
-&quot;Cennet hazinelerinden bir hazineyi sana göstereyim mi?&quot; buyurdu. 
Ben de:
-Evet, buyur Yâ Resûlallah, bildir, dedim. 
Şöyle buyurdu:
-&quot;Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh: Günahtan kaçacak her türlü güç, ibadet edecek her türlü kuvvet ancak Allah&#039;ın yardımıyla kazanılabilir.&quot;

(Buhâri; Megâzi 38, Daavât 50, Kader 7, Tevhid 9)</title>
				<link>https://bayan.katrefm.com/gonul-bahcemiz/p/15751/</link>
				<pubDate>Sat, 10 Jan 2026 14:38:31 +0300</pubDate>

									<content:encoded><![CDATA[<div class="activity-inner"><p>Ebû Mûsâ (radıyallâhu anh) şöyle dedi:<br />
Resûlullah ﷺ bana hitâben:<br />
-&#8220;Cennet hazinelerinden bir hazineyi sana göstereyim mi?&#8221; buyurdu.<br />
Ben de:<br />
-Evet, buyur Yâ Resûlallah, bildir, dedim.<br />
Şöyle buyurdu:<br />
-&#8220;Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh: Günahtan kaçacak her türlü güç, ibadet edecek her türlü kuvvet ancak Allah&#8217;ın yardımıyla kazanılabilir.&#8221;&hellip;<span class="activity-read-more" id="activity-read-more-15751"><a target="_blank" href="https://bayan.katrefm.com/gonul-bahcemiz/p/15751/" rel="nofollow ugc">Daha Fazla Oku</a></span></p>
</div>]]></content:encoded>
				
									<slash:comments>0</slash:comments>
				
							</item>
					<item>
				<guid isPermaLink="false">16e87135987e2d460d264e3300f7d5a6</guid>
				<title>Bir gün Medine Mescidi’nde bir fakir içeri girip yardım istedi. O sırada Müslümanların çoğu namazdaydı ve kimse cevap vermedi. Hazreti Ali كرم الله وجهه o esnada rukûdaydı. Elini arkasına doğru uzatarak parmağındaki yüzüğü işaret etti. Fakir gelip yüzüğü onun parmağından çekip aldı. Hazreti Ali كرم الله وجهه bu haldeyken sadakasını vermiş oldu.

​Bu vakıa üzerine Allah Teâlâ şu ayet-i kerimeyi indirdi: &quot;Sizin veliniz ancak Allah&#039;tır, O&#039;nun Resulüdür ve rükû halindeyken zekât veren müminlerdir.&quot; (Mâide Suresi, 55) 

Bu olay, Hazreti Ali’nin كرم الله وجهه o ibadet halindeyken bile muhtaçlara karşı ne kadar duyarlı olduğunun ve malını Allah yolunda harcamadaki süratinin en büyük delili kabul edilir.

(İbn Kesîr, Tefsîru’l-Kur’âni’l-Azîm, 3/138
Taberî, Câmiu’l-Beyân, 10/425)</title>
				<link>https://bayan.katrefm.com/gonul-bahcemiz/p/15740/</link>
				<pubDate>Tue, 06 Jan 2026 13:34:18 +0300</pubDate>

									<content:encoded><![CDATA[<div class="activity-inner"><p>Bir gün Medine Mescidi’nde bir fakir içeri girip yardım istedi. O sırada Müslümanların çoğu namazdaydı ve kimse cevap vermedi. Hazreti Ali كرم الله وجهه o esnada rukûdaydı. Elini arkasına doğru uzatarak parmağındaki yüzüğü işaret etti. Fakir gelip yüzüğü onun parmağından çekip aldı. Hazreti Ali كرم الله وجهه bu haldeyken sadakasını vermiş old&hellip;<span class="activity-read-more" id="activity-read-more-15740"><a target="_blank" href="https://bayan.katrefm.com/gonul-bahcemiz/p/15740/" rel="nofollow ugc">Daha Fazla Oku</a></span></p>
</div>]]></content:encoded>
				
									<slash:comments>2</slash:comments>
				
							</item>
					<item>
				<guid isPermaLink="false">a68f8dda35f29e19c509c1797c0fb9d3</guid>
				<title></title>
				<link>https://bayan.katrefm.com/gonul-bahcemiz/p/15728/</link>
				<pubDate>Thu, 01 Jan 2026 17:05:46 +0300</pubDate>

				
									<slash:comments>0</slash:comments>
				
							</item>
					<item>
				<guid isPermaLink="false">431703fa4bd533fe438593dcd5cc3f73</guid>
				<title>“Ey Sevgili her ne kadar “benden vazgeç” dediysem de Sana 
Senin cevrinden sürekli uzak durmak istiyorum -hâşâ
Sen bana hiçbir zaman acımadın oysa 
Ben daima kapının eşiğini Kâbe gibi yaptım gözlerime” &#x1f4a7;

31/12/2025 Efendi hazretlerinden..</title>
				<link>https://bayan.katrefm.com/gonul-bahcemiz/p/15724/</link>
				<pubDate>Wed, 31 Dec 2025 21:34:16 +0300</pubDate>

									<content:encoded><![CDATA[<div class="activity-inner"><p>“Ey Sevgili her ne kadar “benden vazgeç” dediysem de Sana<br />
Senin cevrinden sürekli uzak durmak istiyorum -hâşâ<br />
Sen bana hiçbir zaman acımadın oysa<br />
Ben daima kapının eşiğini Kâbe gibi yaptım gözlerime” &#x1f4a7;</p>
<p>31/12/2025 Efendi hazretlerinden..</p>
</div><div class="youzify-post-attachments">
			<a href="https://bayan.katrefm.com/wp-content/uploads/youzify/members/3009/2026/01/IMG_2509-scaled.jpeg" rel="nofollow" class="youzify-img-with-padding" data-youzify-lightbox="youzify-post-15724"><img loading="lazy" class='lazyload' data-src='https://bayan.katrefm.com/wp-content/uploads/youzify/members/3009/2026/01/IMG_2509-scaled.jpeg' alt=""></a>

			</div>]]></content:encoded>
				
									<slash:comments>3</slash:comments>
				
							</item>
					<item>
				<guid isPermaLink="false">e42fd5995b4e476a59ffe714c3f533fe</guid>
				<title>Arkadaşları bir yolculuk esnasında Efendimizﷺ eline kuru bir çalı parçası alıp kuma bir şekil çizdi. Bu şekil bir kare ya da diktörtgenin merkezinden dışarıya doğru uzayan düz bir çizgi ile o çizginin çizili alan içinde kalan kısmına uzanan, değen küçük ufak çizgilerden oluşuyordu. Yanındakilere bu nedir diye sordu ve &quot;sen bizden daha iyi bilirsin ey Allah&#039;ın Resulü&quot; cevabını alınca açıkladı: 

“Uzayıp giden bu çizgi insanın emelidir. Ona yönelen küçük çizgiler ise elem ve musibetlerdir. Biri isabet etmese, diğeri eder. Uzayıp giden çizgiyi kesen ise eceldir. Ecel gelir ve insanın emelini ansızın keser.”

Buhari, 6417.</title>
				<link>https://bayan.katrefm.com/gonul-bahcemiz/p/15711/</link>
				<pubDate>Tue, 30 Dec 2025 23:40:39 +0300</pubDate>

									<content:encoded><![CDATA[<div class="activity-inner"><p>Arkadaşları bir yolculuk esnasında Efendimizﷺ eline kuru bir çalı parçası alıp kuma bir şekil çizdi. Bu şekil bir kare ya da diktörtgenin merkezinden dışarıya doğru uzayan düz bir çizgi ile o çizginin çizili alan içinde kalan kısmına uzanan, değen küçük ufak çizgilerden oluşuyordu. Yanındakilere bu nedir diye sordu ve &#8220;sen bizden daha iyi bilirsi&hellip;<span class="activity-read-more" id="activity-read-more-15711"><a target="_blank" href="https://bayan.katrefm.com/gonul-bahcemiz/p/15711/" rel="nofollow ugc">Daha Fazla Oku</a></span></p>
</div><div class="youzify-post-attachments">
			<a href="https://bayan.katrefm.com/wp-content/uploads/youzify/members/3009/2025/12/IMG_2490.jpg" rel="nofollow" class="youzify-img-with-padding" data-youzify-lightbox="youzify-post-15711"><img loading="lazy" class='lazyload' data-src='https://bayan.katrefm.com/wp-content/uploads/youzify/members/3009/2025/12/IMG_2490.jpg' alt=""></a>

			</div>]]></content:encoded>
				
									<slash:comments>0</slash:comments>
				
							</item>
					<item>
				<guid isPermaLink="false">e8636935986b67e976fce8f461cbe062</guid>
				<title>“أنا جليس من ذكرنى“
Ben, beni zikredenle otururum.

“Sobanın yanında oturan sıcaklığını hisseder, klimanın yanında oturan soğukluğu hisseder. Allah ile oturan hiç mi bir şey hissetmez?”

16/11/2025 Efendi hazretleri Rusya dersi&#x1f337;</title>
				<link>https://bayan.katrefm.com/gonul-bahcemiz/p/15586/</link>
				<pubDate>Sun, 16 Nov 2025 20:25:55 +0300</pubDate>

									<content:encoded><![CDATA[<div class="activity-inner"><p>“أنا جليس من ذكرنى“<br />
Ben, beni zikredenle otururum.</p>
<p>“Sobanın yanında oturan sıcaklığını hisseder, klimanın yanında oturan soğukluğu hisseder. Allah ile oturan hiç mi bir şey hissetmez?”</p>
<p>16/11/2025 Efendi hazretleri Rusya dersi&#x1f337;</p>
</div>]]></content:encoded>
				
									<slash:comments>0</slash:comments>
				
							</item>
					<item>
				<guid isPermaLink="false">a2a5f49047f1eea73cfd15fbad5e51e7</guid>
				<title>“Mümin olan herkesin velisi Allah’tır. Mümin nedir orayı çözmemiz gerekiyor. Hizbuş-şeytan dediğimiz şeytana tabi olmuş insanlar var. Aşırı derece bir İslamiyete karşı, iyiliklere karşı, hep kötülük düşünen insanlarla doldu yeryüzü. Bizim bunun karşısında Allah&#039;ın hizbi, hizbullah olmamız gerekiyor.”

9/11/2025 Efendi hazretleri Rusya dersi&#x1f337;</title>
				<link>https://bayan.katrefm.com/gonul-bahcemiz/p/15554/</link>
				<pubDate>Sun, 09 Nov 2025 19:27:34 +0300</pubDate>

									<content:encoded><![CDATA[<div class="activity-inner"><p>“Mümin olan herkesin velisi Allah’tır. Mümin nedir orayı çözmemiz gerekiyor. Hizbuş-şeytan dediğimiz şeytana tabi olmuş insanlar var. Aşırı derece bir İslamiyete karşı, iyiliklere karşı, hep kötülük düşünen insanlarla doldu yeryüzü. Bizim bunun karşısında Allah&#8217;ın hizbi, hizbullah olmamız gerekiyor.”</p>
<p>9/11/2025 Efendi hazretleri Rusya dersi&#x1f337;</p>
</div>]]></content:encoded>
				
									<slash:comments>0</slash:comments>
				
							</item>
					<item>
				<guid isPermaLink="false">e60d82abf51f1e6daaabe4fc637bbd6b</guid>
				<title>&quot;إِنَّمَا أَنَا لَكُمْ كَالْوَالِدِ الرَّحِيمِ&quot;
(رواه أحمد)
&#x1f339;
&quot;Ben sizin için ancak şefkatli bir baba gibiyim.”
(Hadis-i Şerif)</title>
				<link>https://bayan.katrefm.com/gonul-bahcemiz/p/15537/</link>
				<pubDate>Tue, 04 Nov 2025 00:08:56 +0300</pubDate>

									<content:encoded><![CDATA[<div class="activity-inner"><p>&#8220;إِنَّمَا أَنَا لَكُمْ كَالْوَالِدِ الرَّحِيمِ&#8221;<br />
(رواه أحمد)<br />
&#x1f339;<br />
&#8220;Ben sizin için ancak şefkatli bir baba gibiyim.”<br />
(Hadis-i Şerif)</p>
</div><div class="youzify-post-attachments">
			<a href="https://bayan.katrefm.com/wp-content/uploads/youzify/members/3009/2025/11/IMG_7157.jpeg" rel="nofollow" class="youzify-img-with-padding" data-youzify-lightbox="youzify-post-15537"><img loading="lazy" class='lazyload' data-src='https://bayan.katrefm.com/wp-content/uploads/youzify/members/3009/2025/11/IMG_7157.jpeg' alt=""></a>

			</div>]]></content:encoded>
				
									<slash:comments>0</slash:comments>
				
							</item>
					<item>
				<guid isPermaLink="false">3a6f9efa822f0fd9a49c71e125630222</guid>
				<title>O’nu tanıyan insanlar, kendi murâdlarını terk ettiler. O’nun murâdını istediler. “Allah neyi dilerse, O’nun dilediği olacaktır”, dediler. Ve O’nun dileği üzere yatıp kalktılar. Fatihalar okudular yatmadan önce, kendilerine bir vird edindiler. 

Yatmadan önce kendinize bir vird edinin. “İlahi ente maksudi ve ridake matlubi”yi unutmayın.

18/10/2025 Efendi hazretlerinin dersinden&#x1f337;</title>
				<link>https://bayan.katrefm.com/gonul-bahcemiz/p/15503/</link>
				<pubDate>Sun, 26 Oct 2025 23:22:54 +0300</pubDate>

									<content:encoded><![CDATA[<div class="activity-inner"><p>O’nu tanıyan insanlar, kendi murâdlarını terk ettiler. O’nun murâdını istediler. “Allah neyi dilerse, O’nun dilediği olacaktır”, dediler. Ve O’nun dileği üzere yatıp kalktılar. Fatihalar okudular yatmadan önce, kendilerine bir vird edindiler. </p>
<p>Yatmadan önce kendinize bir vird edinin. “İlahi ente maksudi ve ridake matlubi”yi unutmayın.</p>
<p>18/10/&hellip;<span class="activity-read-more" id="activity-read-more-15503"><a target="_blank" href="https://bayan.katrefm.com/gonul-bahcemiz/p/15503/" rel="nofollow ugc">Daha Fazla Oku</a></span></p>
</div>]]></content:encoded>
				
									<slash:comments>0</slash:comments>
				
							</item>
					<item>
				<guid isPermaLink="false">160134c37399bc9bf13d491eedfb5475</guid>
				<title>İmam Nevevi hazretlerinin 40 hadis kitabının mukaddimesinden

Besmele üzerine..

&#x1f539;Kim yatmadan önce 21 kez besmele çekerse, şeytanlardan emin olur. Ani ölümden de emin olur (birden bire ölmez). Evi de hırsızlıktan emin olur. 
&#x1f539;300 kez kim yazarsa, bunu üzerinde taşırsa hem hafızası büyük olur hem de mahlukatın yanında kabul görür.
&#x1f539;Kim Muharrem ayının ilk gününde 113 kez yazarsa üzerinde taşırsa ona herhangi bir sıkıntı ulaşmaz. Ömrü boyu ona sıkıntı gelmez taşırsa. 
&#x1f539;Kim uykusundan uyandığında “Bismillahirrahmanirrahim” derse Allah onu kendi rızasıyla rızıklandırır. Allah’ın razı olması demek, cennette O’nu görmesi demektir.
&#x1f539;Kul Bismillahirrahmanirrahim derse cennet der ki “Allah’ım lebbeyk, buyur saadet senin olsun, Senin filan kulun “Bismillahirrahmanirrahim” dedi, onu cehennemden uzaklaştır cennetine koy” der. 

Elhamdulillah üzerine..

Allah övülmeye müstahak olandır, en övülmeye layık O’dur.
&#x1f539;Hadis: Elhamdülillah ile övülmeyi seviyor, hamd edenine vermek için, isabet etmek için, onu muvaffak kılmak için.
&#x1f539;Hadis: Allah’a hamd etmek, verilen bir nimetin yok olmaması için bir emniyet/garanti yeridir.
&#x1f539;Elhamdulillah’da 8 harf vardır. Cennet kapısı 8 tanedir. (Alimler der ki:) Elhamdulillah diyen kişi için 8 kapı da açılır, hangisini seçerse ondan girer. Bu onun için ikramdır.
&#x1f539;Alimler elhamdülillah ve la ilahe illallah arasında ihtilafa girmişler, hangisi daha faziletlidir. 
-Elhamdulillah’ı seçen alimler bu hadise dayanıyor: Kim la ilahe illallah derse ona 20 hasene yazılır. Onun 20 tane seyyiesi silinir, kim de elhamdülillah derse ona 30 hasene yazılır, 30 seyyiesi de silinir yok olur.
-Diğer ulemalar diyor ki: Efendimiz söyledi: Cennetin anahtarı La ilahe illallah’tır. 
İbnu Atiyye bir hadis daha getiriyor: “Ben ve benden önceki peygamberlerin getirdiği daha faziletli söz “la ilahe illallah vahdehu la şerikeleh”.
&#x1f539;Anahtar la ilahe illallah’tır, onu unutan kapıda kalır. 
&#x1f539;Elhamdulillahirabbilalemin, ey mürebbi, ey eksiklerimi giderenim demek. Hadisi Şerif’te geçer: “Eğer kul “Yarabbi Yarabbi!” derse Allah der ki “Kulum buyur, der, iste vereceğim!”
Alimler diyor ki: Kim bu ismi (Yarab) çok kez zikrederse, Allah onun duasını kabul eder, ihtiyacını giderir.
&#x1f539;Alimler diyor ki: “Kim Ya Hayyu Ya Kayyum derse, Allah bu kişinin iç sıkıntısını hüznünü, dış sıkıntısını giderir. Bir de hesap edemeyeceği kadar rızık sahibi olur.
&#x1f539;Alimler diyor ki: “Kim güneş doğarken 40 kez söylerse, kalbine hayat verir, fikirlerini nurlandırır,  ağırlıklarını zorluklarını kolaylaştırır, hikmetli konuşturur, Allah kendini bildirmekle göğsünü rahatlatır. (Sıkıntı kalmaz).”

&#x1f539;İmam Caferi Sadık diyor ki: Şaşarım o kişiye ki 4 çeşitten belaya düçar kalmış, nasıl gafil olur bu 4 şeyden: 

1. Başına sıkıntı gelirse: “La ilahe illa ente subhaneke inni kuntu minezzalimin” çünkü Allah Festecebna lehu ve necceynahu minel gamm ve kezalike nuncil mu&#039;minin. Enbiya suresi 88. Biz ona cevap verdik onu gammından kurtardık böylece müminleri de kurtarırız. 

2. Bir şeyden korkar da demez ki: “Hasbunallah ve ni&#039;mel vekil” o kişi Allah’ın nimetine dönüştürülür, Allah tarafında fazilet ulaşır, hiçbir kötülük ulaşmaz. Allah’ın nimetine inkilab olur o kişi. Ali İmran 173-174 

3. Birisinin tuzağından birisi korkuyorsa niye söylemiyor: “ve ufevvidu emri ilallah, innallahe basiyrun bil ibad.” Çünkü diyor ki Allah: Allah onların tuzaklarını başlarına çevirdi, onlara hiçbir şey gelmedi, sıkıntı olmadı. Ali İmran 54.

4. Kişi herhangi bir şeye rağbet ediyorsa neden söylemez; “Maşallah la quvvete illa billah”
Umarım ki Allah bana senin cennetinden daha hayırlısını nasip eder. Kehf 40. 

12/10/2025 Efendi hazretleri Rusya dersi&#x1f337;</title>
				<link>https://bayan.katrefm.com/gonul-bahcemiz/p/15475/</link>
				<pubDate>Sun, 12 Oct 2025 20:26:02 +0300</pubDate>

									<content:encoded><![CDATA[<div class="activity-inner"><p>İmam Nevevi hazretlerinin 40 hadis kitabının mukaddimesinden</p>
<p>Besmele üzerine..</p>
<p>&#x1f539;Kim yatmadan önce 21 kez besmele çekerse, şeytanlardan emin olur. Ani ölümden de emin olur (birden bire ölmez). Evi de hırsızlıktan emin olur.<br />
&#x1f539;300 kez kim yazarsa, bunu üzerinde taşırsa hem hafızası büyük olur hem de mahlukatın yanında kabul görür.<br />
&#x1f539;Kim M&hellip;<span class="activity-read-more" id="activity-read-more-15475"><a target="_blank" href="https://bayan.katrefm.com/gonul-bahcemiz/p/15475/" rel="nofollow ugc">Daha Fazla Oku</a></span></p>
</div>]]></content:encoded>
				
									<slash:comments>0</slash:comments>
				
							</item>
					<item>
				<guid isPermaLink="false">939109ef7379bdcc3511e671708e7f49</guid>
				<title>Görmez isem cemâlini
Güzel adın işiteyim
Ermez isem visâline
Güzel adın işiteyim

Üftade hazretleri&#x1f337;</title>
				<link>https://bayan.katrefm.com/gonul-bahcemiz/p/15457/</link>
				<pubDate>Sat, 04 Oct 2025 19:17:16 +0300</pubDate>

									<content:encoded><![CDATA[<div class="activity-inner"><p>Görmez isem cemâlini<br />
Güzel adın işiteyim<br />
Ermez isem visâline<br />
Güzel adın işiteyim</p>
<p>Üftade hazretleri&#x1f337;</p>
</div><div class="youzify-post-attachments">
			<a href="https://bayan.katrefm.com/wp-content/uploads/youzify/members/3009/2025/10/IMG_9874.jpeg" rel="nofollow" class="youzify-img-with-padding" data-youzify-lightbox="youzify-post-15457"><img loading="lazy" class='lazyload' data-src='https://bayan.katrefm.com/wp-content/uploads/youzify/members/3009/2025/10/IMG_9874.jpeg' alt=""></a>

			</div>]]></content:encoded>
				
									<slash:comments>0</slash:comments>
				
							</item>
					<item>
				<guid isPermaLink="false">90b73700feb200937a1c809becef86e0</guid>
				<title>&#x1f339;İlk yaratılış Muhammedî nurdur - The first creation is the Muhammedan light&#x1f339;
(Kaynak: Al-Mawrid al-rawi fi Mawlid al-Nabi
By Mulla ‘Ali al-Qari al-Harawi al-Hanafi (1014 AH/1606 CE))

&#x1f1f8;&#x1f1e6;
رواه عبد الرزاق بسنده عن جابر بن عبد الله بلفظ قال قلت: يا رسول الله، بأبي أنت وأمي، أخبرني عن أول شيء خلقه الله قبل الأشياء. قال: يا جابر، إن الله تعالى خلق قبل الأشياء نور نبيك من نوره، فجعل ذلك النور يدور بالقُدرة حيث شاء الله، ولم يكن في ذلك الوقت لوح ولا قلم ولا جنة ولا نار ولا ملك ولا سماء ولا أرض ولا شمس ولا قمر ولا جِنِّيٌ ولا إنسي، فلما أراد الله أن يخلق الخلق قسم ذلك النور أربعة أجزاء: فخلق من الجزء الأول القلم، ومن الثاني اللوح، ومن الثالث العرش، ثم قسم الجزء الرابع أربعة أجزاء، فخلق من الجزء الأول حَمَلَة العرش، ومن الثاني الكرسي، ومن الثالث باقي الملائكة، ثم قسم الجزء الرابع أربعة أجزاء: فخلق من الأول السماوات، ومن الثاني الأرضين، ومن الثالث الجنة والنار، ثم قسم الرابع أربعة أجزاء، فخلق من الأول نور أبصار المؤمنين، ومن الثاني نور قلوبهم وهى المعرفة بالله، ومن الثالث نور إنسهم وهو التوحيد لا إله إلا الله محمد رسول الله. الحديث. كذا في المواهب

&#x1f1f9;&#x1f1f7; Abdurrazzak, kendi senediyle Cabir b. Abdullah’tan şöyle rivayet etmiştir: Dedim ki: “Ey Allah’ın Resulü! Annem babam sana feda olsun! Bana Allah’ın her şeyden önce yarattığı ilk şeyi haber ver.” Şöyle buyurdu: “Ey Cabir, Allah Teala her şeyden önce senin Peygamberinin nurunu kendi nurundan yarattı. Bu nur, Allah’ın dilediği yerde kudretiyle dönüp duruyordu. O sırada ne Levh (yazılı tablet), ne Kalem, ne Cennet, ne Cehennem, ne melek, ne gök, ne yer, ne güneş, ne ay, ne cin, ne de insan vardı. Allah yaratılışı yaratmayı dilediğinde, bu nuru dört parçaya ayırdı: Birinci parçadan Kalem’i, ikinci parçadan Levh’i, üçüncü parçadan Arş’ı yarattı. Sonra dördüncü parçayı yine dört parçaya ayırdı: Birinci parçadan Arş’ı taşıyanları (Hameletu’l-Arş), ikinci parçadan Kürsî’yi, üçüncü parçadan diğer melekleri yarattı. Ardından dördüncü parçayı tekrar dört parçaya ayırdı: Birincisinden gökleri, ikincisinden yerleri, üçüncüsünden Cennet ve Cehennem’i yarattı. Sonra dördüncü parçayı yine dört parçaya ayırdı: Birincisinden müminlerin görme nurunu, ikincisinden onların kalplerinin nurunu -ki bu Allah’ı bilme bilgisidir- ve üçüncüsünden onların içsel nurunu -ki bu tevhiddir: ‘Lâ ilâhe illallah, Muhammedun Resulullah’ (Allah’tan başka ilah yoktur, Muhammed Allah’ın Resulüdür)- yarattı.” [Hadis, Mevahib’de böyle geçmektedir.]

&#x1f1ec;&#x1f1e7; Abd al-Razzaq narrated with his chain from Jabir b. ‘Abdullah
al-Ansari (Allah be pleased with him) who said, “I said, ‘O
Messenger of Allah! May my mother and father be sacrificed for
you! Please inform me about the first thing that Allah created
before all things.’ The Prophet (Allah bless him and give him
peace) replied, ‘O Jabir, the first thing Allah created was the light
of your Prophet from His light, and that light remained in the
midst of His Power for as long as He wished, and at that time
there was neither a Tablet nor a Pen nor a Paradise nor a Fire nor
an angel nor a heaven nor an earth. And when Allah wished to
create creation, He divided that Light into four parts and from the
first He made the Pen, from the second He made the Tablet, and
from the third He made the Throne. Then He divided the fourth
part into four parts and from the first of it He made the Bearers
of the Throne (Hamalat al-‘Arsh), from the second He made the
Footstool (Kursi), and from the third He made the remaining
angels. Then He divided the fourth part into four parts and from
the first part of it He made the heavens, from the second He made
the earths, and from the third He made the Paradise and Hellfire.
Then He divided the fourth part into four parts and from the first
of it He made the light of the believers’ vision, from the second He made the light of their hearts, which is knowledge of Allah, and
from the third He made the light of their tongues, which is divine
unity: “There is no god but Allah, Muhammad is the Messenger of Allah.” [And from the fourth part of the fourth part He made everything else.]’</title>
				<link>https://bayan.katrefm.com/gonul-bahcemiz/p/15306/</link>
				<pubDate>Wed, 03 Sep 2025 21:46:24 +0300</pubDate>

									<content:encoded><![CDATA[<div class="activity-inner"><p>&#x1f339;İlk yaratılış Muhammedî nurdur &#8211; The first creation is the Muhammedan light&#x1f339;<br />
(Kaynak: Al-Mawrid al-rawi fi Mawlid al-Nabi<br />
By Mulla ‘Ali al-Qari al-Harawi al-Hanafi (1014 AH/1606 CE))</p>
<p>&#x1f1f8;&#x1f1e6;<br />
رواه عبد الرزاق بسنده عن جابر بن عبد الله بلفظ قال قلت: يا رسول الله، بأبي أنت وأمي، أخبرني عن أول شيء خلقه الله قبل الأشياء. قال: يا جابر، إن الل&hellip;<span class="activity-read-more" id="activity-read-more-15306"><a target="_blank" href="https://bayan.katrefm.com/gonul-bahcemiz/p/15306/" rel="nofollow ugc">Daha Fazla Oku</a></span></p>
</div><div class="youzify-post-attachments">
			<a href="https://bayan.katrefm.com/wp-content/uploads/youzify/members/3009/2025/09/IMG_9649.jpeg" rel="nofollow" class="youzify-img-with-padding" data-youzify-lightbox="youzify-post-15306"><img loading="lazy" class='lazyload' data-src='https://bayan.katrefm.com/wp-content/uploads/youzify/members/3009/2025/09/IMG_9649.jpeg' alt=""></a>

			</div>]]></content:encoded>
				
									<slash:comments>2</slash:comments>
				
							</item>
					<item>
				<guid isPermaLink="false">53d07496a514ee18ef231eb265673233</guid>
				<title>İyi ki doğdunuz Ya Rasulallah ﷺ&#x1f339;</title>
				<link>https://bayan.katrefm.com/gonul-bahcemiz/p/15217/</link>
				<pubDate>Tue, 26 Aug 2025 19:11:14 +0300</pubDate>

									<content:encoded><![CDATA[<div class="activity-inner"><p>İyi ki doğdunuz Ya Rasulallah ﷺ&#x1f339;</p>
</div><div class="youzify-post-attachments"><video width="100%" controls preload="metadata" type="video/quicktime" poster=""><source src="https://bayan.katrefm.com/wp-content/uploads/youzify/members/3009/2025/08/Ṣaḥiḥ-al-Bukhari-Hadith-5101-Kitab-al-NikaḥḤajar-in-Fatḥ-al-Bari-9-175Muṣannaf-‘Abd-al-Razza.mp4#t=0.001" type="video/mp4">Tarayıcınız video etiketini desteklemiyor.</video></div>]]></content:encoded>
				
									<slash:comments>0</slash:comments>
				
							</item>
					<item>
				<guid isPermaLink="false">9294ce9ec30f91ea2175b4dd680ca77d</guid>
				<title>Asıl adı Münzir İbni Âiz veya Abdullah İbni Avf olan Eşecc’in yüzünde bir kılıç veya bıçak yarası izi vardı. Yüzünde bıçak yarası olan kimselere Araplar Eşec derlerdi. Ona da bu sebeple Eşec lakabını vermişlerdi. Mekke fethinden bir müddet önce yola çıkan bu heyet Medine’ye varınca, bir an önce Hz. Peygamber’i görmek, eline ayağına yüz sürmek için Mescid-i Nebevî’ye koştular. Fakat Eşec onlar gibi davranmadı. Devesini bağlayıp en güzel elbisesini çıkardı. Yıkanıp temizlendikten sonra onu giydi ve Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in huzuruna öyle geldi. Onun bu hâli Resûl-i Ekrem Efendimiz’in hoşuna gitti.

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Abdülkaysoğullarından Eşecc’e:

“Sende Allah’ın sevdiği iki özellik vardır: Yumuşak huyluluk ve teenni (ihtiyatkarlık)” buyurdu. (Müslim, Îmân 25, 26. Tirmizî, Birr 66)</title>
				<link>https://bayan.katrefm.com/gonul-bahcemiz/p/15173/</link>
				<pubDate>Sat, 16 Aug 2025 16:39:55 +0300</pubDate>

									<content:encoded><![CDATA[<div class="activity-inner"><p>Asıl adı Münzir İbni Âiz veya Abdullah İbni Avf olan Eşecc’in yüzünde bir kılıç veya bıçak yarası izi vardı. Yüzünde bıçak yarası olan kimselere Araplar Eşec derlerdi. Ona da bu sebeple Eşec lakabını vermişlerdi. Mekke fethinden bir müddet önce yola çıkan bu heyet Medine’ye varınca, bir an önce Hz. Peygamber’i görmek, eline ayağına yüz sürmek için&hellip;<span class="activity-read-more" id="activity-read-more-15173"><a target="_blank" href="https://bayan.katrefm.com/gonul-bahcemiz/p/15173/" rel="nofollow ugc">Daha Fazla Oku</a></span></p>
</div>]]></content:encoded>
				
									<slash:comments>0</slash:comments>
				
							</item>
					<item>
				<guid isPermaLink="false">164575d5b0e09b95cc2efcfc6db32366</guid>
				<title>İbnu’l-Cevzi’ye sormuşlar:
- Kur&#039;ân&#039;da &quot;Bir güzel göze bin göz verilir&quot; sözüne işaret eden bir âyet var mı? 

İbnu’l-Cevzî “evet&quot; demiş ve şu âyeti okumuş:
وما كان اللّٰه ليعذبهم وأنت فيهم
&quot;Sen içlerinde oldukça Allah onlara azap etmez.&quot;
[Enfal, 33]
[et-Turâsu&#039;l-Edebi&#039;l-Arabî]</title>
				<link>https://bayan.katrefm.com/gonul-bahcemiz/p/14985/</link>
				<pubDate>Fri, 01 Aug 2025 03:30:28 +0300</pubDate>

									<content:encoded><![CDATA[<div class="activity-inner"><p>İbnu’l-Cevzi’ye sormuşlar:<br />
&#8211; Kur&#8217;ân&#8217;da &#8220;Bir güzel göze bin göz verilir&#8221; sözüne işaret eden bir âyet var mı? </p>
<p>İbnu’l-Cevzî “evet&#8221; demiş ve şu âyeti okumuş:<br />
وما كان اللّٰه ليعذبهم وأنت فيهم<br />
&#8220;Sen içlerinde oldukça Allah onlara azap etmez.&#8221;<br />
[Enfal, 33]<br />
[et-Turâsu&#8217;l-Edebi&#8217;l-Arabî]</p>
</div><div class="youzify-post-attachments">
			<a href="https://bayan.katrefm.com/wp-content/uploads/youzify/members/3009/2025/08/IMG_8479.jpeg" rel="nofollow" class="youzify-img-with-padding" data-youzify-lightbox="youzify-post-14985"><img loading="lazy" class='lazyload' data-src='https://bayan.katrefm.com/wp-content/uploads/youzify/members/3009/2025/08/IMG_8479.jpeg' alt=""></a>

			</div>]]></content:encoded>
				
									<slash:comments>0</slash:comments>
				
							</item>
					<item>
				<guid isPermaLink="false">4551ae741e91d64679f1648205ba035a</guid>
				<title>&quot;Manevi çöküntüye (meshi manevi) uğramanın alameti iki şeydir: insana vaaz ve nasihatin tesir etmemesi, işlenen günahlardan elem ve üzüntü duymaması.&quot;

Gavs-i Hizani Seyyid Sıbğatullah Arvâsi hz.</title>
				<link>https://bayan.katrefm.com/gonul-bahcemiz/p/14911/</link>
				<pubDate>Mon, 28 Jul 2025 06:22:49 +0300</pubDate>

									<content:encoded><![CDATA[<div class="activity-inner"><p>&#8220;Manevi çöküntüye (meshi manevi) uğramanın alameti iki şeydir: insana vaaz ve nasihatin tesir etmemesi, işlenen günahlardan elem ve üzüntü duymaması.&#8221;</p>
<p>Gavs-i Hizani Seyyid Sıbğatullah Arvâsi hz.</p>
</div>]]></content:encoded>
				
									<slash:comments>0</slash:comments>
				
							</item>
					<item>
				<guid isPermaLink="false">1c7213d653fbb2549f9187546a4df22b</guid>
				<title></title>
				<link>https://bayan.katrefm.com/gonul-bahcemiz/p/14857/</link>
				<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 02:59:11 +0300</pubDate>

				
									<slash:comments>0</slash:comments>
				
							</item>
					<item>
				<guid isPermaLink="false">3249784988f405e2a9e38e91321f8903</guid>
				<title>keşke ben, Size bin gözle bakabilmek için gökyüzü olsaydım&#x1f339;</title>
				<link>https://bayan.katrefm.com/gonul-bahcemiz/p/14848/</link>
				<pubDate>Sat, 12 Jul 2025 18:12:27 +0300</pubDate>

									<content:encoded><![CDATA[<div class="activity-inner"><p>keşke ben, Size bin gözle bakabilmek için gökyüzü olsaydım&#x1f339;</p>
</div><div class="youzify-post-attachments">
			<a href="https://bayan.katrefm.com/wp-content/uploads/youzify/members/3009/2025/07/IMG_7416.jpeg" rel="nofollow" class="youzify-img-with-padding" data-youzify-lightbox="youzify-post-14848"><img loading="lazy" class='lazyload' data-src='https://bayan.katrefm.com/wp-content/uploads/youzify/members/3009/2025/07/IMG_7416.jpeg' alt=""></a>

			</div>]]></content:encoded>
				
									<slash:comments>2</slash:comments>
				
							</item>
					<item>
				<guid isPermaLink="false">c03246f43f5471a0553bcc4b9dd52e79</guid>
				<title>İmam Sübkî, Daru&#039;l-hadis&#039;de görev yaparken, teheccüt kılmak için geceleri medreseye gelir ve yere kapanıp yüzünü, gözünü bir halıya sürer ve şöyle derdi:

&quot;BURAYA İMAM NEVEVİ&#039;NİN AYAKLARI DEĞMİŞTİR.&quot;&#x1f339;

[Tabakatu&#039;ş-Şafiiyyeti&#039;l-kübra, 8,396]</title>
				<link>https://bayan.katrefm.com/gonul-bahcemiz/p/14830/</link>
				<pubDate>Mon, 07 Jul 2025 03:12:47 +0300</pubDate>

									<content:encoded><![CDATA[<div class="activity-inner"><p>İmam Sübkî, Daru&#8217;l-hadis&#8217;de görev yaparken, teheccüt kılmak için geceleri medreseye gelir ve yere kapanıp yüzünü, gözünü bir halıya sürer ve şöyle derdi:</p>
<p>&#8220;BURAYA İMAM NEVEVİ&#8217;NİN AYAKLARI DEĞMİŞTİR.&#8221;&#x1f339;</p>
<p>[Tabakatu&#8217;ş-Şafiiyyeti&#8217;l-kübra, 8,396]</p>
</div>]]></content:encoded>
				
									<slash:comments>0</slash:comments>
				
							</item>
					<item>
				<guid isPermaLink="false">105b33a7e9b823a19fca61debea11d25</guid>
				<title>Yanında oldukların kim olduğunu belirler.</title>
				<link>https://bayan.katrefm.com/gonul-bahcemiz/p/14731/</link>
				<pubDate>Mon, 23 Jun 2025 10:31:26 +0300</pubDate>

									<content:encoded><![CDATA[<div class="activity-inner"><p>Yanında oldukların kim olduğunu belirler.</p>
</div><div class="youzify-post-attachments"><video width="100%" controls preload="metadata" type="video/quicktime" poster=""><source src="https://bayan.katrefm.com/wp-content/uploads/bp-api/members/2984/2025/06/VID_20250623_133039_796.mp4#t=0.001" type="video/mp4">Tarayıcınız video etiketini desteklemiyor.</video></div>]]></content:encoded>
				
									<slash:comments>1</slash:comments>
				
							</item>
					<item>
				<guid isPermaLink="false">66c57a8daf4d1aa25f3100dae7c5e0ee</guid>
				<title>Şeyma مَجْذُوبة profil fotoğrafını değiştirdi</title>
				<link>https://bayan.katrefm.com/gonul-bahcemiz/p/14698/</link>
				<pubDate>Wed, 18 Jun 2025 18:37:32 +0300</pubDate>

									<content:encoded><![CDATA[<div class="activity-inner"><p>&#032;</p>
</div><div class="youzify-post-attachments"><a href="https://bayan.katrefm.com/wp-content/uploads/youzify/members/2984/2025/06/1750271850-bpfull.jpg" data-youzify-lightbox="youzify-post-14698" class="youzify-img-with-padding"><img loading="lazy" class='lazyload' data-src='https://bayan.katrefm.com/wp-content/uploads/youzify/members/2984/2025/06/1750271850-bpfull.jpg' alt=""></a></div>]]></content:encoded>
				
									<slash:comments>0</slash:comments>
				
							</item>
					<item>
				<guid isPermaLink="false">13fca2df3d6649f4d99ea13bf8c42136</guid>
				<title>&#x1f339;“Ölsek de Ravza&#039;nı rûhumuz bekler”&#x1f339;

31 Mayıs 1916’dan başlayıp, 10 Ocak 1919’a kadar süren ve destanlaşan Fahreddin Paşa’nın Medine müdafaasının hüsranla sonuçlanması üzerine ihtiyat mülazımlarından İdris Sabih Bey’in Medine’den ayrılırken yazdığı şiir. Türklerin ata olarak kimi kabul ettiklerini, kiminle şeref kazandıklarını samimiyetle gözyaşları içinde yazmış:

Dünyâ ve âhiret Efendimiz
Bir ulü&#039;l-emr idik emrine girdik
Ezelden bî&#039;atli hâkânımızsın
Er idik sâyende murâda erdik
Dünyâ ve âhiret sultânımızsın

Unuttuk İlhan&#039;ı Kara Oğuz&#039;u
İşledik seni gözbebeğimize
Bağışla ey şefî&#039; kusûrumuzu
Bin küsûr senelik emeğimize

Suçumuz çoksa da sun&#039;umuz yokdur
Şımardık müjde-i sahâbetinle
Gönlümüz ganîdir gözümüz tokdur
Doyarız bir lokma şefâ&#039;atinle

Nedense kimseler anlamaz eyvâh
O kadar sâf olan dileğimizi
Bir ümmî isen de Yâ Resûlallah
Ancak sen okursun yüreğimizi

Suları tükendi gülâbdanların
Dinmedi gözümüz yaşı merhamet
Külleri soğudu buhurdanların
Aşkınla bağrını yakmada millet

Gelmemiş Türkçe&#039;de Kays u Hassân&#039;ın
Yok bizde ne Bürde ne Muallaka
Yolunda baş veren Âl-i Osman&#039;ın
Lâl ile yazdığı tarihden başka

Ne kanlar akıtdık hep senin için
O ulu Kitâb&#039;ın hakkıyçün azîz
Gücümüz erişsin ve erişmesin
Uğrunda her zaman döğüşeceğiz

Yapamaz Ertuğrul evlâdı sensiz
Cân verir cânânı veremez Türkler
Ebedî hâdimü&#039;l-Haremeyn&#039;iniz
Ölsek de Ravza&#039;nı rûhumuz bekler

İdris Sabîh Bey
Rahmetullahi Aleyh</title>
				<link>https://bayan.katrefm.com/gonul-bahcemiz/p/14617/</link>
				<pubDate>Sat, 14 Jun 2025 20:13:22 +0300</pubDate>

									<content:encoded><![CDATA[<div class="activity-inner"><p>&#x1f339;“Ölsek de Ravza&#8217;nı rûhumuz bekler”&#x1f339;</p>
<p>31 Mayıs 1916’dan başlayıp, 10 Ocak 1919’a kadar süren ve destanlaşan Fahreddin Paşa’nın Medine müdafaasının hüsranla sonuçlanması üzerine ihtiyat mülazımlarından İdris Sabih Bey’in Medine’den ayrılırken yazdığı şiir. Türklerin ata olarak kimi kabul ettiklerini, kiminle şeref kazandıklarını samimiyetle&hellip;<span class="activity-read-more" id="activity-read-more-14617"><a target="_blank" href="https://bayan.katrefm.com/gonul-bahcemiz/p/14617/" rel="nofollow ugc">Daha Fazla Oku</a></span></p>
</div><div class="youzify-post-attachments">
			<a href="https://bayan.katrefm.com/wp-content/uploads/youzify/members/3009/2025/06/IMG_7532.jpeg" rel="nofollow" class="youzify-img-with-padding" data-youzify-lightbox="youzify-post-14617"><img loading="lazy" class='lazyload' data-src='https://bayan.katrefm.com/wp-content/uploads/youzify/members/3009/2025/06/IMG_7532.jpeg' alt=""></a>

			</div>]]></content:encoded>
				
									<slash:comments>1</slash:comments>
				
							</item>
					<item>
				<guid isPermaLink="false">5bd41adf301ddb7c7148ecba234135bf</guid>
				<title>Gül açmaz çağlayan akmaz, İlahi nurun olmazsa Söner alem, nefes kalmaz, felek manzurun olmazsa Firak ağlar, visal ağlar, ezel mesrurun olmazsa Cemalinle ferahnak et ki yandım Ya Rasulallah. &#x1f339;&#x1f339;&#x1f339;&#x1f339;&#x1f339;&#x1f339;&#x1f339;&#x1f339;&#x1f339;&#x1f339;&#x1f339;&#x1f339;&#x1f339;</title>
				<link>https://bayan.katrefm.com/gonul-bahcemiz/p/14616/</link>
				<pubDate>Sat, 14 Jun 2025 20:09:55 +0300</pubDate>

									<content:encoded><![CDATA[<div class="activity-inner"><p>Gül açmaz çağlayan akmaz, İlahi nurun olmazsa Söner alem, nefes kalmaz, felek manzurun olmazsa Firak ağlar, visal ağlar, ezel mesrurun olmazsa Cemalinle ferahnak et ki yandım Ya Rasulallah. &#x1f339;&#x1f339;&#x1f339;&#x1f339;&#x1f339;&#x1f339;&#x1f339;&#x1f339;&#x1f339;&#x1f339;&#x1f339;&#x1f339;&#x1f339;</p>
</div><div class="youzify-post-attachments">
			<a href="https://bayan.katrefm.com/wp-content/uploads/bp-api/members/2984/2025/06/7f5ea88281317d2d97d8adf5c13494ea.jpg" rel="nofollow" class="youzify-img-with-padding" data-youzify-lightbox="youzify-post-14616"><img loading="lazy" class='lazyload' data-src='https://bayan.katrefm.com/wp-content/uploads/bp-api/members/2984/2025/06/7f5ea88281317d2d97d8adf5c13494ea.jpg' alt=""></a>

			</div>]]></content:encoded>
				
									<slash:comments>1</slash:comments>
				
							</item>
					<item>
				<guid isPermaLink="false">ff5c4d33208179e5f483016a5800805a</guid>
				<title>“Kalbe giren kimse Kâbe’ye giren kimseden daha üstündür. Bu sebeptendir ki sâlih kullara ve Allah dostlarına;

«Bizi de gönlünüzden çıkarmayınız.» derler ve böylece istimdâd-ı feyz ve taleb-i himmet ederler.”

&#x1f33f; İsmail Hakkı Bursevî Hazret</title>
				<link>https://bayan.katrefm.com/gonul-bahcemiz/p/14589/</link>
				<pubDate>Tue, 10 Jun 2025 21:25:31 +0300</pubDate>

									<content:encoded><![CDATA[<div class="activity-inner"><p>“Kalbe giren kimse Kâbe’ye giren kimseden daha üstündür. Bu sebeptendir ki sâlih kullara ve Allah dostlarına;</p>
<p>«Bizi de gönlünüzden çıkarmayınız.» derler ve böylece istimdâd-ı feyz ve taleb-i himmet ederler.”</p>
<p>&#x1f33f; İsmail Hakkı Bursevî Hazret</p>
</div>]]></content:encoded>
				
									<slash:comments>0</slash:comments>
				
							</item>
					<item>
				<guid isPermaLink="false">f55b456ae620500a5784983a02a429ed</guid>
				<title>English version is below &#x2b07;&#xfe0f; 

&#x1f33f;

İçerisinde Ebu&#039;d Derdâ&#039;nın da bulunduğu bir mecliste Deccal&#039;den söz edildi. Nevf el-Bekali &quot;Deccâl&#039;den başka bir şey bana Deccâl&#039;den daha korkunç gelmektedir&quot; dedi. Ebu&#039;d Derdâ &quot;Nedir o?&quot; diye sordu. Nevf &quot;Farkında olmadığım hâlde imanımın benden alınmasından korkuyorum&quot; diye cevap verdi. Bunun üzerine Ebu&#039;d Derdâ &quot;Anan seni yitirsin Kindeli kadının oğlu, acaba dünyada senin endişelendiğin şeyden endişelenen elli kişi var mıdır?&quot; dedi. Sonra &quot;otuz kişi&quot; dedi. Sonra &quot;yirmi kişi&quot; dedi. Sonra &quot;on kişi&quot; dedi. Sonra &quot;beş kişi&quot; dedi. Sonra &quot;üç kişi&quot; dedi. Bunları her dediğinde &quot;Anan seni yitirsin!&quot; de diyordu. Ebu&#039;d Derdâ sonra şöyle dedi: &quot;Nefsim elinde olana yemin ederim ki hangi kul imanı hususunda kendisini güvende hissetmişse mutlaka imanı kendisinden alınmıştır da o imanının yokluğunu hissetmemiştir. Yine nefsim elinde olana yemin ederim ki iman tıpkı gömlek gibidir. Kişi onu bir giyer bir çıkarır.&quot;

[el-Firyâbi, Sıfetu&#039;n Nifâk]

&#x1f33f;
In a gathering where Abu Darda was present, the topic of the Dajjal (Antichrist) came up. Nawf al-Bakali said, &quot;There is something that frightens me more than the Dajjal.&quot; Abu Darda asked, &quot;What is that?&quot; Nawf replied, &quot;I fear that my faith might be taken from me without my realizing it.&quot; At this, Abu Darda said, &quot;May your mother lose you, son of a Kindite woman! Are there even fifty people in the world who share your concern?&quot; Then he said, &quot;Thirty people.&quot; Then, &quot;Twenty people.&quot; Then, &quot;Ten people.&quot; Then, &quot;Five people.&quot; Then, &quot;Three people.&quot; Each time he said this, he added, &quot;May your mother lose you!&quot; Abu Darda then said, &quot;By the One in whose hand is my soul, I swear that whoever feels secure about their faith has surely had their faith taken from them without even noticing it. And by the One in whose hand is my soul, I swear that faith is like a shirt: a person puts it on and takes it off.&quot;

[al-Firyabi, Sifat al-Nifaq]</title>
				<link>https://bayan.katrefm.com/gonul-bahcemiz/p/14545/</link>
				<pubDate>Tue, 03 Jun 2025 12:13:01 +0300</pubDate>

									<content:encoded><![CDATA[<div class="activity-inner"><p>English version is below &#x2b07;&#xfe0f; </p>
<p>&#x1f33f;</p>
<p>İçerisinde Ebu&#8217;d Derdâ&#8217;nın da bulunduğu bir mecliste Deccal&#8217;den söz edildi. Nevf el-Bekali &#8220;Deccâl&#8217;den başka bir şey bana Deccâl&#8217;den daha korkunç gelmektedir&#8221; dedi. Ebu&#8217;d Derdâ &#8220;Nedir o?&#8221; diye sordu. Nevf &#8220;Farkında olmadığım hâlde imanımın benden alınmasından korkuyorum&#8221; diye cevap verdi. Bunun üzerine Ebu&#8217;d Derdâ&hellip;<span class="activity-read-more" id="activity-read-more-14545"><a target="_blank" href="https://bayan.katrefm.com/gonul-bahcemiz/p/14545/" rel="nofollow ugc">Daha Fazla Oku</a></span></p>
</div>]]></content:encoded>
				
									<slash:comments>2</slash:comments>
				
							</item>
					<item>
				<guid isPermaLink="false">525d5d05fa626b5bc7e203eb8a3cf3ea</guid>
				<title>“Allah&#039;a ulaşmak iki türlüdür: Genel ve özel. Genel, öldükten sonra Allah’ın huzuruna varmaktır. Özel olan ise kullardan ancak birkaç kişinin kalbinin ölmeden önce Allah&#039;a ulaşmasıdır. Bunlar da isteklerini yerine getirmeyerek nefisleriyle cihad edenler ve fayda ve zararı insanlardan bilmek hastalığından sıyrılıp çıkanlardır. Böyle devam ederlerse, insanların genelinin öldükten sonra Allah&#039;a ulaşması gibi, daha dünyada iken Allah&#039;a ulaşırlar. Bunu başarabilen kimseye bir genişlik ve durulma hâli gelir, Allah&#039;la konuşmaya başlar ve kalbi Allah&#039;a karşı ısınır. İşte o zaman &quot;Bütün ailenizi yanınıza alıp bana öyle gelin&quot; der.

Yusuf (a.s.) kuyudan ve zindandan çıkıp bu sıkıntılara sabredince duruldu ve her şey emri altına girdi. İşte o zaman kardeşlerine &quot;Bütün ailenizle birlikte yanıma gelin&quot; dedi. Zenginlik ve yönetim yetkisi eline geçince daralma hâli gitti, genişlik hâli geldi.
Kuyuda ve zindanda iken dilsizdi. Çıkınca açık seçik konuşmaya başladı.

Ey cemaat! Her şeyi, Yaradandan isteyin. Ona ulaşmak için varınızı yoğunuzu harcayın. Allah dostları, Rablerine yakın olmak için ruhlarını harcadılar. İstedikleri şeyin değerini bildikleri için ruhlarını harcamak onlara çok kolay geldi. Bir kimse neyi aradığını biliyorsa yaptığı harcama ona çok kolay gelir.”

- El-Fethu’r-Rabbânî</title>
				<link>https://bayan.katrefm.com/gonul-bahcemiz/p/14515/</link>
				<pubDate>Tue, 27 May 2025 20:48:18 +0300</pubDate>

									<content:encoded><![CDATA[<div class="activity-inner"><p>“Allah&#8217;a ulaşmak iki türlüdür: Genel ve özel. Genel, öldükten sonra Allah’ın huzuruna varmaktır. Özel olan ise kullardan ancak birkaç kişinin kalbinin ölmeden önce Allah&#8217;a ulaşmasıdır. Bunlar da isteklerini yerine getirmeyerek nefisleriyle cihad edenler ve fayda ve zararı insanlardan bilmek hastalığından sıyrılıp çıkanlardır. Böyle devam ed&hellip;<span class="activity-read-more" id="activity-read-more-14515"><a target="_blank" href="https://bayan.katrefm.com/gonul-bahcemiz/p/14515/" rel="nofollow ugc">Daha Fazla Oku</a></span></p>
</div>]]></content:encoded>
				
									<slash:comments>0</slash:comments>
				
							</item>
					<item>
				<guid isPermaLink="false">5d97b9d4de3d4830116e5ce54f1d8123</guid>
				<title>Ortaçağ İngiltere tarihinden ilginç bir detay:

M.773-774 yıllarında Mercia Kralı Offa, Abbasi halifesi El Mansur&#039;a ait bir altın İslam sikkesini taklit ederek üzerinde Kelime-i Tevhid yazılı bir altın para bastırdı. Muhammed / Resul / Allah ibaresi arasında Kral Offa anlamına gelen Offa Rex ibaresi ile dikkat çeken bu madeni para British Museum&#039;da sergileniyor.

Taklit edilir durumdayken, taklit eden duruma nasıl gelindi..</title>
				<link>https://bayan.katrefm.com/gonul-bahcemiz/p/14491/</link>
				<pubDate>Thu, 22 May 2025 19:45:16 +0300</pubDate>

									<content:encoded><![CDATA[<div class="activity-inner"><p>Ortaçağ İngiltere tarihinden ilginç bir detay:</p>
<p>M.773-774 yıllarında Mercia Kralı Offa, Abbasi halifesi El Mansur&#8217;a ait bir altın İslam sikkesini taklit ederek üzerinde Kelime-i Tevhid yazılı bir altın para bastırdı. Muhammed / Resul / Allah ibaresi arasında Kral Offa anlamına gelen Offa Rex ibaresi ile dikkat çeken bu madeni para British Muse&hellip;<span class="activity-read-more" id="activity-read-more-14491"><a target="_blank" href="https://bayan.katrefm.com/gonul-bahcemiz/p/14491/" rel="nofollow ugc">Daha Fazla Oku</a></span></p>
</div><div class="youzify-post-attachments">
			<a href="https://bayan.katrefm.com/wp-content/uploads/youzify/members/3009/2025/05/IMG_7292.jpg" rel="nofollow" class="youzify-img-with-padding" data-youzify-lightbox="youzify-post-14491"><img loading="lazy" class='lazyload' data-src='https://bayan.katrefm.com/wp-content/uploads/youzify/members/3009/2025/05/IMG_7292.jpg' alt=""></a>

			</div>]]></content:encoded>
				
									<slash:comments>0</slash:comments>
				
							</item>
					<item>
				<guid isPermaLink="false">538320331ab81fff5a51244cbaf3f0dc</guid>
				<title>Yaman Dede hakkında nefis bir makale&#x1f337;

Yaşar Kandemir hocanın 1994 Mayıs ayında Altınoluk Dergisi’nde yayınlanan makalesi. (Sayı: 099 Sayfa: 024)

Yıllar önceki bir sohbetimizde, merhum hocam Yaman Dede’nin Resulullah sevdasından sözetmiş, onun “Gönül hun oldu şevkinden, boyandım ya Resulullah” diye başlayan uzun na’tından bazı kıtalar okumuştuk (Canım Arzular Seni, s.27-28). Geçtiğimiz ay, kıymetli araştırıcı Mustafa Özdamar tarafından bu aşık dedenin ibretli hayatının kitaplaştırıldığını görünce (!) sevinerek okudum ve bu sohbetimize Yaman Dede’mizi misafir etmek istedim.

Efendim, Yaman Dede 1887’de Kayseri’nin Talas ilçesinde dünyaya gelir. Babası Kayseri Rumlarından bir iplik tüccarıdır. Ona Diyamandi adını verirler. Diyamand elmas demektir. Diyamandi Kastamonu idadisinde (lisesinde) okurken Arapça ve Farsça derslerine pek ilgi duyar. Rüşdiyenin (ortaokulun) ikinci sınıfında, henüz on dört yaşında bulunduğu sıralarda Mesnevidenokudukları birkaç beyit, Diyamandi’nin içine bir ateş düşürür. Kendi ifadesiyle söyleyecek olursak,“o andan itibaren tatlı tatlı yanmaya başlar. Şiddetiyle yakan, fakat anne busesi kadar tatlı gelen alevler iç alemini kaplar”.

Mevlana kapısından geçerek Peygamber kapısına varacak olan Yaman Dede’nin gönlünü bu alevler yaktıkça yakacak, Rasulullah aşkının alevleriyle kendinden geçecek ve sonraki yıllarda, daha fazla yanma arzusuyla Allah’ın Rasulü’ne şöyle yalvaracaktır:

Yak sînemi ateşlere efganıma bakma;
Ruhumda yanan ateşe, nîranıma bakma;
Hiç sönmeyecek aşkıma, îmanıma bakma;
Ağlatma da yak, hal-i perîşanıma bakma.
***
Ağlatma ki âlâmımı tahfife de başlar;
Ağlatma, serinletmededir bağrımı yaşlar;
Rahmetme sakın, gerçi dayanmaz buna taşlar;
Ağlatma da yak, hal-i perîşanıma bakma.
***
Yaşlar akarak belki uçar zerresi aşkın;
Ateşle yaşar, yaşar değil, yaresi aşkın;
Yanmaktır, efendim, biricik çaresi aşkın;
Ağlatma da yak, hal-i perişanıma bakma.

Arapça dersinde gösterdiği başarı sebebiyle arkadaşları ve hocaları tarafından Yamandi Molladiye anılan Diyamandi, Hukuk Fakültesi’ni bitirerek İstanbul’da avukatlığa başlar. Yabancı okullarda, daha ziyade Fransız özel kız liselerinde edebiyat öğretmenliği yapar. Kalben müslüman olmasına rağmen, kilisenin tesiriyle kendisine cephe alan eşini ve kızını daha fazla üzmemek için uzunca bir süre müslümanlığını açığa vurmaz. “Yuvasında 20 sene gurbet hayatı yaşar”

O günlerdeki hayatını, Ayten adlı bir öğrencisine yazdığı mektupta şöyle anlatıyor: “Onlara ıstırap vermemek için evde sahura kalkmadan gizli oruç tuttum, gizli namaz kıldım. İstanbul’un sapa yerlerindeki camileri belki benim kadar bilen yoktur. Bazan bu camilerde de beni tanıyan birini görerek namaz kılmadan boynum bükük yetimhane geri döndüğüm olurdu. Gerçi işi resmiyete ve aleniyete dökmeden de namaz kılmakta dinen bir mahzur yoktur. Fakat bunu herkese nasıl anlatmalı. İşte böyle saklı devam ederken Himalaya kadar bir dalga geldi ve beni aldı götürdü. Yunus Emre’nin dediği gibi beni benden aldılar. O hale gelmiştim ki, muslümanların diri diri yakıldığı bir vahşet diyarında bulunmuş olsaydım, ortaya atılacak ve zevkle yanacaktım” (s. 277).
Öyle de olur ve Dede İslamiyeti resmen kabul ederek Mehmed Abdülkadir adını alır. Patrikhane, eşine telefon ederek bir müslüman ile aynı çatı altında yaşamalarının mümkün olmadığını söyler. Yaman Dede çok sevdiği karısına ve kızına, onları üzmemek için İstanbul’dan ayrılabileceğini, hatta Erzurum’a kadar gidebileceğini söyler. Onlar da kendisini çok sevmektedir. Kilisenin ve etrafın baskısıyla aile dağılır ve 1942 Şubat’ında, karlı bir kış gecesi 55 yaşındaki Dede yuvasını terk etmek zorunda kalır.

Sohbetimizi Rasulullah aşığı Yaman Dede’nin mazmun zenginliği ile dikkati çeken fevkalade güzel bir na’tiyle sürdürelim. Dede na’tine, Rabbimizin nurlarının kendisinde yansıdığı Muhammed, diye başlıyor. Sonra onun peygamberlerin kafile başı olduğunu, ilminin devamlı surette şeref dağıtan bir kutup olduğunu, kalbinin herşeyden haberdar ve uyanık olduğunu, onun aşkıyla dopdolu olan bir aşığı cehennemin çekip alamayacağını veya öyle bir kimsenin aşkına cehennemin dayanamayacağını söylüyor. Her beyitteki Muhammed kelimesini, Rasulullah Efendimiz’e hitap olarak düşünmeliyiz.

Ey Rabbimizin ma’kes-i envarı Muhammed!
Allahımızın vakıf-ı esrarı Muhammed!
Mürsellerinin kâfilesâlârı Muhammed!
Her iki cihanın ulu serdarı Muhammedi
Levlak ile taltif olunan Şah-ı rusülsün,
Biz ümmetinin yar ü halaskarı Muhammed!
Sen aşk-ı Hüda, hüsn-i Hüda, lütf-i Hüda’sın
Hallak-ı cemalin gülü, gülzarı Muhammed!
Rahmeyledi alemlere gönderdi seni Hak,
Nur etti nigahın gazab-ı narı Muhammed!
Ümmî iken ümmetleri hayretlere saldın
İlmin ebedi kutb-i şerefbarı Muhammed
Sen havf ü recanın ne büyük rehberisin
Kalbin en ulu vakıf-ı hüşyarı Muhammed
Aşıkların ah eyleyerek sine döverler
Hun oldu güneş gördü de ruhsar-ı Muhammed
Gül yüzlü, güneş gözlü Muhammed, meh-i taban
Çak oldu görüp pertev-i dîdar-ı Muhammed
Derdinle senin handenüma derde bu gönlüm,
Aşkın île yak sen dil-i bîmarı Muhammed!
Aşkınla yanan, ateş-ı nîran île yanmaz,
Dûzeh çekemez aşık-ı serşarı, Muhammed!
Ümmetleri hüsran u mezellette bırakma,
En sonra da bu Kadir-i naçarı, Muhammed!

Yaman Dede’nin Peygamber aşkı anlatılacak gibi değildir. 1961 yılında İstanbul Yüksek Enstitüsü’nde Farsça dersimize gelen Yaman Dede’nin bu derin aşkının bir görünümüne şahit olan arkadaşımız Ahmet Kahraman anlatıyor: Ahmet Bey bir öğle vakti Fındıklıdan Taksim’e çıkarken, Alman Sefareti civarındaki bir mescidin duvarına yaslanmış olan Yaman Dede’yi görür. Dede halsiz, mecalsiz, başı hafif yana düşmüş vaziyette ağlayıp durmaktadır. Arkadaşımız Dede’nin yanına koşar, hasta olup olmadığını sorar.
Dede zayıf, ince ve gevrek sesiyle:
– Bir şeyim yok, yavrum, der. Rasulullah aklıma geldiği zaman kendimi kaybediyorum. Ayakta duracak mecalim kalmıyor. Ya bir yere dayanmam gerekiyor, yahut oturmam icap ediyor…

Yaman Dede işte böylesine dopdolu bir Peygamber aşığı idi. Onu Peygamber Efendimiz’e duyduğu derin sevgiyle ve yoğun cezbeyle hatırlayıp yadeden talebelerinin kendisini Yaman Dede yerineYanan Dede, Yanar dede diye anmaları ne kadar yerinde değil mı?

Mektupları:
Yaman Dede ateşinden koptuktan sonra bütün sevgisini öğrencilerine veriyor. Onlarla yakından ilgileniyor. Kendilerine dünya ve ahiret mutluluğunu telkin ve tavsiye ediyor. Yaman Dede kitabının iki yüz sayfalık bir bölümü öğrencilerine yazdığı mektuplardan oluşuyor. Bu aziz insanın gönül zenginliğini, kabına sığmayan ilahî aşkını, benzerî kolay kolay görülmeyen çelebiliğini, fedakarlığını bu bölümde görüyor, kendisini daha iyi tanıyıp hayran oluyoruz. İlhamların kendisine mektup şeklinde geldiğini söyleyen Dede, Neriman adlı bir öğrencisine şunları yazıyor:

” ..Sen de büyük bir hazinenin içindesin iki cihanın en büyük hazinesi Habîb-i Kibriya’nın mübeşşer ümmetinden bir fert olmak ne büyük mazhariyettir! Bu hazineye iki elinle sıkı yapış ve hiçbir şeyden korkma. Şu hakikate kuvvetle iman etmiş bulunuyorum. Yükselmek için iki kanad lazım:Aşk ve ibadet. İbadetsiz aşk ve aşksız ibadet tek kanattır. Tek kanatla yükselemeyiz. Bu hakikati öğrenmek hayatımın en büyük mazhariyeti oldu.
Farkına varmadan dalalete düşmüş ilim ve fikir adamlarından pek ziyade korkmak ve onlardan kaçmak lazımdır. Arkalarından gidenler de aynı uçuruma yuvarlanmaya mahkumdurlar. Dalalete düşenlerden bazıları kemale ermiş kimselere pek çok benzedikleri için insan kolayca aldanır. Mesela ibadet hususunda laubali fikirleri vardır. Kendi fikirlerini dinin esasları gibi anlatırlar. Halbuki o fikirler Kitaba, Peygamberimizin söylediklerine (hadis) ve yaptıklarına tamamiyle aykırıdır.
Namazlarınızı muntamazan kılmaya başladığınız zaman kanadın birini elde etmiş olursunuz. Kendinizde büyük bir değişme göreceksiniz. Bu değişme hızlı bir seyir takip eder Namaza durduğunuz zaman kalbinizi tamamiyle Allah’a vermekte ve masivayı atmakta ne kadar muvaffak olursanız, değişme o kadar çabuk olur. Yakınlarınız arkadaşlarınız yüzünüzde bir nur sezmeye başlarlar. Tabi siz farkına varmazsınız. Siz iç aleminizdeki değişmeleri sezersiniz… ” (s. 244)

Başka mektuplarında öğrencilerine namaz kılmalarını tavsiye ederken söylediği şu sözler, onun manevî olgunluğunu göstermektedir: “Namaz kılmak!… Aman ya Rab! O ne muazzam bir nimettir. Kanımla abdest alabilsem, gözyaşlarımla abdest alabilsem, kızgın saç üstünde namaz kılabilsem. Yanarak, kavrularak namaz kılabilsem… Kızım, namazlarınızı kılmaya başladığınız zaman -eğer varsa- sizde bedbinlikten eser kalmayacak, bütün zerrelerinizden saadet taşacaktır.” (s 285,310)

Öğrencilerine hizmet aşkıyla yanan Dede, mektuplarından birinde öğretme iştiyakını şöyle dile getiriyor: “İnsanın ruhu bir kere aşk-ı ilahî ile tutuşunca, Allah’ın kullarına hizmet etmek, hatta her canlıya elden gelen yardımda bulunmak bir nevi ibadet oluyor. Mektep de oraya karşı mukavele ile deruhte edilmiş vazife de silinip kayboluyor; yalnız çocuklarımla karşı karşıya kalıyorum. Ana kuş yuvaya geldiği zaman minicik ağızlarını açarak gıda isteyen yavru kuşlar gibi kalplerini ve ruhlarını bana doğru açarak benden manevî bir gıda bekleyen çocuklarıma -mümkün olsa- fakirane ne sermayem varsa bir anda vermek, o sermayeyi ve o sermaye ile birlikte bütün ruhumu o taze ruhlara boşaltmak isterim. Bu ihtiyaç ile yanarım” (s. 274).

Derste “Nutuk”u Kuran’dan daha çok sevdiğini söyleyen bir öğrencisine yazdığı, “Gülen, aziz evladım! Dünden beri kalbim kan ağlıyor” diye başlayan ve onu iman tazelemeye davet eden uzun mektubu (s 345-348), onun öğrencilerini ne kadar çok sevdiğini ve onlara doğruyu, güzeli anlatmak için nasıl çırpındığını pek güzel ortaya koyuyor.

1945-46 yıllarında en çok mektuplaştığı öğrencilerden, İstanbul Garnizon Kumandanı’nın kızı olduğu anlaşılan Ayten’e yazdığı uzun mektupta nafile namaz kılmayı ve zikiri tavsiye ederken diyor ki: “Sık sık istiğfar etmekte çok güzeldir. Efendimiz hergün yüz kerre istiğfar ederlermiş. Bir de Allah’ı zikretmek de çok güzeldir. Cenab-ı Hak bir ayet-i kerimede “Allah’ı çok zikrediniz” buyuruyor. Zikir şöyle olur: Yerine ve icabına göre ya kendiniz işitecek kadar veya ağzınızın içinde dilinizi oynatarak işitilmez bir surette “Allah… Allah” diye tekrar etmek veya “La ilahe illallah’ı tekrarlamak. Fakat bir hadis-i şerifte “Zikrin en faziletlisi efdali, la ilahe illallah” tekrarlamaktır.” buyurulmaktadır… ”

Yaman Dede’ye Mersiye
1962’de rahmeti Rahman’a kavuşan Yaman Dede hakkındaki sohbetimizi, ruhuna bir fatiha hediye ederek merhum Hafız Yusuf Cemil Ararat Bey’in onun için yazdığı mersiye ile noktalayalım:

Ey ilahî şem’anın pervanesi, / Nur-i vahdetle münevver muhtedî.
Bak Diyamandı denilmişti sana, / Doğduğunda, sonra çıktı mesnedi.
Sen bir elmaspare-i îman idin, / Parladı kalbınde nur-i sermedi.
Mesnevî’den vahdeti idrak ile, / Veche-i tevhide oldun muktedî.
Ey Dedem, devletlü Abdülkadir’im / Ruhunun cennetler olsun meşhedi 

&#x1f54a;&#xfe0f;&#x1fa75;</title>
				<link>https://bayan.katrefm.com/gonul-bahcemiz/p/14465/</link>
				<pubDate>Sat, 17 May 2025 16:47:46 +0300</pubDate>

									<content:encoded><![CDATA[<div class="activity-inner"><p>Yaman Dede hakkında nefis bir makale&#x1f337;</p>
<p>Yaşar Kandemir hocanın 1994 Mayıs ayında Altınoluk Dergisi’nde yayınlanan makalesi. (Sayı: 099 Sayfa: 024)</p>
<p>Yıllar önceki bir sohbetimizde, merhum hocam Yaman Dede’nin Resulullah sevdasından sözetmiş, onun “Gönül hun oldu şevkinden, boyandım ya Resulullah” diye başlayan uzun na’tından bazı kıtalar ok&hellip;<span class="activity-read-more" id="activity-read-more-14465"><a target="_blank" href="https://bayan.katrefm.com/gonul-bahcemiz/p/14465/" rel="nofollow ugc">Daha Fazla Oku</a></span></p>
</div>]]></content:encoded>
				
									<slash:comments>0</slash:comments>
				
							</item>
					<item>
				<guid isPermaLink="false">7c8af0a92f1d18be851f3e61f55a7475</guid>
				<title>&#x1f539;Nusret Efendi’nin dervişlerine yazdığı mektuplardan notlar..

“Yavrum! Hakikat ehli kendi vatanında da olsa sözünü anlayabilecek bir dert ortağından mahrumsa gurbette sayılır. Eğer kendisine bir dost var ise dünyanın bir ucunda gurbette de olsa garip sayılmaz. O zaman ‘Fefirrû ilallah’ yani ‘Allah’a kaçınız, O’na doğru firar ediniz’ demektir. Yani gönlünüzde râbıtanızda olanla sohbet ediniz.

Kullukta kemâle ermeli, yok olmalı Hak güneşi zâhir olsun. ‘Ma’şuk yüzün tutmuş sana, sen bakarsın gayri yana’ dedikleri gibi olmamalı. Dost şirk istemez. Bir gün bir dede ‘Hak, Hak’ diye zikir yapıyormuş. Şeyh efendi bir saat uzaktaki o dervişe gece yarısı haber göndermiş, ‘tak tak’ yapmasın diye.”

&#x1f539;Abdülaziz Mecdi Tolun Efendi’nin Süheyl Ünver’e vaktiyle yazdığı iki mektubundan bir paragrafta da şöyle geçer:

“Sahilleri görünmeyen bir derya-yı nâmütenâhîde râbıtasız sefere çıkanlar dümensiz gemi ile girdâblar üstünde mütehayyirâne dolaşanlara benzer. Râbıta, sefîne-i vücûda dümen olur. Râbıta düzgün tutulursa, istikamet ta&#039;yin edilmiş demektir… Benim hayalimle değil, hakikatimle meşgul ol! Râbıta, her işi hâlle kâfidir. İşi, müfredata düşürme. Yekûn hânesine bak. Râbıta, sırrullahtır. Müşkilât, anınla hâllolunur, her şey neş&#039;eye mübeddel olur. Hayatın lezzetini o zaman anlarsın.”</title>
				<link>https://bayan.katrefm.com/gonul-bahcemiz/p/14395/</link>
				<pubDate>Fri, 02 May 2025 23:37:42 +0300</pubDate>

									<content:encoded><![CDATA[<div class="activity-inner"><p>&#x1f539;Nusret Efendi’nin dervişlerine yazdığı mektuplardan notlar..</p>
<p>“Yavrum! Hakikat ehli kendi vatanında da olsa sözünü anlayabilecek bir dert ortağından mahrumsa gurbette sayılır. Eğer kendisine bir dost var ise dünyanın bir ucunda gurbette de olsa garip sayılmaz. O zaman ‘Fefirrû ilallah’ yani ‘Allah’a kaçınız, O’na doğru firar ediniz’ demekt&hellip;<span class="activity-read-more" id="activity-read-more-14395"><a target="_blank" href="https://bayan.katrefm.com/gonul-bahcemiz/p/14395/" rel="nofollow ugc">Daha Fazla Oku</a></span></p>
</div><div class="youzify-post-attachments">
			<a href="https://bayan.katrefm.com/wp-content/uploads/youzify/members/3009/2025/05/IMG_6809.jpeg" rel="nofollow" class="youzify-img-with-padding" data-youzify-lightbox="youzify-post-14395"><img loading="lazy" class='lazyload' data-src='https://bayan.katrefm.com/wp-content/uploads/youzify/members/3009/2025/05/IMG_6809.jpeg' alt=""></a>

			</div>]]></content:encoded>
				
									<slash:comments>0</slash:comments>
				
							</item>
					<item>
				<guid isPermaLink="false">a998e74dcc137c15aef359c84a17d177</guid>
				<title>Even if a person sits in the presence of a scholar and understands nothing of what is said, seven blessings are bestowed upon them:

- They attain the virtue of seeking knowledge.
- They are protected from sins as long as they remain in the scholar’s company.
- If they leave their home with the intention of seeking knowledge, mercy descends upon them.
- When blessings descend upon the gathering, they receive a share of it.
- They are rewarded for worship as long as they listen.
- If their heart feels constricted due to their inability to understand or grasp knowledge, this sorrow becomes a means of mercy for them. For it is stated in a noble hadith:  
*&quot;I am with those whose hearts are broken for My sake.&quot;*
- By witnessing the scholar’s esteem among people and the disgrace of the sinner, their heart is softened, and their disposition inclines toward knowledge.  

For this reason, the Messenger of Allah (peace and blessings be upon him) commanded us to keep the company of scholars.

-Samarkandi, Tuhfet al-Fudala</title>
				<link>https://bayan.katrefm.com/gonul-bahcemiz/p/14330/</link>
				<pubDate>Sat, 19 Apr 2025 14:48:54 +0300</pubDate>

									<content:encoded><![CDATA[<div class="activity-inner"><p>Even if a person sits in the presence of a scholar and understands nothing of what is said, seven blessings are bestowed upon them:</p>
<p>&#8211; They attain the virtue of seeking knowledge.<br />
&#8211; They are protected from sins as long as they remain in the scholar’s company.<br />
&#8211; If they leave their home with the intention of seeking knowledge, mercy descends u&hellip;<span class="activity-read-more" id="activity-read-more-14330"><a target="_blank" href="https://bayan.katrefm.com/gonul-bahcemiz/p/14330/" rel="nofollow ugc">Daha Fazla Oku</a></span></p>
</div>]]></content:encoded>
				
									<slash:comments>0</slash:comments>
				
							</item>
					<item>
				<guid isPermaLink="false">6d65219d868f176bf17d5fa4960c50e0</guid>
				<title>&quot;Kişi, bir âlimin huzurunda oturup söylediklerinden hiçbir şey anlamasa bile, kendisine yedi kerâmet ihsân edilir:

-İlim talebeliğinin faziletine erişir.
-Âlimin yanında bulunduğu sürece günahlardan korunur. 
-Eğer ilim niyetiyle evinden çıkmışsa üzerine rahmet iner.
-Meclise bereketler indiğinde, o da bundan bir pay alır.
-Dinlediği sürece kendisine ibadet sevabı yazılır. 
-Eğer dinleyip anlayamaz ve ilmi kavrayamamaktan dolayı kalbi daralırsa, bu üzüntüsü kendisine rahmete vesile olur. Zira hadîs-i şerîfte şöyle buyrulmuştur:

&quot;Ben, kalpleri benim için kırılmış olanlarla beraberim.&quot; 

-Âlimin insanlar nezdindeki yüceliğini, fâsıkın da hakirliğini görerek kalbi katılıktan kurtulur ve mizacı ilme meyleder. 
İşte bu sebeple Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), âlimlerle beraber olmayı emretmiştir.

-Semerkandî, Tuhfetü’l-Fudalâ</title>
				<link>https://bayan.katrefm.com/gonul-bahcemiz/p/14329/</link>
				<pubDate>Sat, 19 Apr 2025 14:45:56 +0300</pubDate>

									<content:encoded><![CDATA[<div class="activity-inner"><p>&#8220;Kişi, bir âlimin huzurunda oturup söylediklerinden hiçbir şey anlamasa bile, kendisine yedi kerâmet ihsân edilir:</p>
<p>-İlim talebeliğinin faziletine erişir.<br />
-Âlimin yanında bulunduğu sürece günahlardan korunur.<br />
-Eğer ilim niyetiyle evinden çıkmışsa üzerine rahmet iner.<br />
-Meclise bereketler indiğinde, o da bundan bir pay alır.<br />
-Dinlediği sür&hellip;<span class="activity-read-more" id="activity-read-more-14329"><a target="_blank" href="https://bayan.katrefm.com/gonul-bahcemiz/p/14329/" rel="nofollow ugc">Daha Fazla Oku</a></span></p>
</div>]]></content:encoded>
				
									<slash:comments>0</slash:comments>
				
							</item>
					<item>
				<guid isPermaLink="false">a607763a49e81ccf32d17c8c7886a192</guid>
				<title>&quot;Efendim Muhaddis Şeyh Abdullah Sirâceddîn hazretleri, güzel suretli ve zarif görünüşlüydü.
 
Hz. Huzeyfe b. Yemân’dan gelen şu hadisi rivâyet ettiğini hatırlıyorum: 

‘Fitneler kalplere hasır gibi, dal dal arz olunur. Hangi kalbe ondan içirilse, o kalpte siyah bir nokta oluşur. Hangi kalp onları reddederse o kalpte de beyaz bir leke oluşur.’

Şeyhimiz ısrarla şunu vurgulardı: 

&#039;Kalplerimizdeki o siyah noktaları göremeyiz, ta ki kalplerimize nur girinceye kadar.&#039;

Ardından başını kaldırır, mescidin duvarındaki bir delikten içeri giren güneş ışığını gösterir, ışığın çizgisi üzerinde uçuşan tozları izletir ve şöyle derdi: 

‘Bakınız nur, nasıl tozları ortaya çıkarıyor! Bakın, nurun ulaşmadığı yer sanki tertemizmiş gibi duruyor. Kalplerinizi nurlandırın ki günahlarınızı tanıyabilesiniz.’”

Edîb Züheyr Sâlim&#039;den nakledilmiştir.</title>
				<link>https://bayan.katrefm.com/gonul-bahcemiz/p/14238/</link>
				<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:01:56 +0300</pubDate>

									<content:encoded><![CDATA[<div class="activity-inner"><p>&#8220;Efendim Muhaddis Şeyh Abdullah Sirâceddîn hazretleri, güzel suretli ve zarif görünüşlüydü.</p>
<p>Hz. Huzeyfe b. Yemân’dan gelen şu hadisi rivâyet ettiğini hatırlıyorum: </p>
<p>‘Fitneler kalplere hasır gibi, dal dal arz olunur. Hangi kalbe ondan içirilse, o kalpte siyah bir nokta oluşur. Hangi kalp onları reddederse o kalpte de beyaz bir leke oluşur.’&hellip;<span class="activity-read-more" id="activity-read-more-14238"><a target="_blank" href="https://bayan.katrefm.com/gonul-bahcemiz/p/14238/" rel="nofollow ugc">Daha Fazla Oku</a></span></p>
</div>]]></content:encoded>
				
									<slash:comments>0</slash:comments>
				
							</item>
					<item>
				<guid isPermaLink="false">9c418e6629435a8b8740bcd290ff5000</guid>
				<title></title>
				<link>https://bayan.katrefm.com/gonul-bahcemiz/p/14185/</link>
				<pubDate>Fri, 21 Mar 2025 18:59:16 +0300</pubDate>

				
									<slash:comments>0</slash:comments>
				
							</item>
					<item>
				<guid isPermaLink="false">180e275cf0e5fd3f9f9d4e80bd8a4313</guid>
				<title></title>
				<link>https://bayan.katrefm.com/gonul-bahcemiz/p/14106/</link>
				<pubDate>Wed, 12 Mar 2025 11:42:45 +0300</pubDate>

				
									<slash:comments>0</slash:comments>
				
							</item>
					<item>
				<guid isPermaLink="false">4f3a460333dd666ba0ec6ebc164503dd</guid>
				<title>Sultan Birinci Abdülhamid’in, Peygamber Efendimiz’e (sallallahu aleyhi ve sellem) 1777 yılında Arapçada yazmış olduğu Hücre Kasidesi. 

Şiirin mısraları Hücre-i Saadet’in cephelerine yazılmış ve 2 asır boyunca kalmış. Bu övgü dolu sözlerden rahatsız olanlar şimdi önüne başka levhalar ekleyip bir kısmını da boyalarla sıvalarla görünmeyecek hâle getirmeyi başarmışlar. Kaside kaybolmasın diye Şeyh Muhammed ibn Alawi el Maliki (ks) hz’leri bunu kendi kitabına eklemiş. Allah ondan razı olsun. Kitabın ismi “Shifa Al Fuad bi-Ziyarati Khayr Al Ibad”.

&#x1f33f;Hücre Kasidesi&#x1f33f;
(yetersiz bir tercüme)

&quot;Ey Efendim, ey Allah’ın Resulü, elimi tut. Senden başka kimsem yok ve başka kimseye sığınmam. Sen her varlığın içindeki hidayet nurusun ve Sen cömertliğin efendisisin, ey en güvenilir dayanağım.&quot;

&quot;Ve Sen gerçekten tüm yaratılmışların imdadına yetişensin, ve Sen insanlığı, doğruluk sahibi olan Allah’a hidayet edensin. Ey övgü makamında tek başına duran, bir ve tek olan, doğurulmamış ve doğurmamış olan tarafından!&quot;

&quot;Ey parmaklarından nehirlerin fışkırdığı, kaynayıp aktığı ve orduyu destekle suladığı zat! Şüphesiz ki, bana bir zarar dokunduğunda veya bir sıkıntı baş gösterdiğinde, derim ki: &#039;Ey efendilerin efendisi, ey dayanağım!&#039;&quot;

&quot;Hatalarım için Rahman’la (aramda) şefaatçi ol, ve kalbimin erişemediği şeyi bana lütfet. Daima ve ebediyen bana hoşnutluk gözüyle bak ve (hayatım boyunca) sonsuz kereminle kusurlarımı ört, eksikliklerimi gizle.&quot;

&quot;Ve bana affınla lütfet, öyle ki bu bağış beni doyursun,  
Çünkü ben, ey Mevlam, senden asla yüz çevirmedim.  
Şüphesiz ben, seçilmiş olanla (Muhammed’le) tevessül ediyorum, o ki en şereflisidir,  
Bir ve tek olanın (Allah’ın) sırrıyla gökyüzüne yükselen.&quot;

&quot;Güzelliklerin Rabbi, Onu yaratan Allah yücedir, çünkü tüm yaratılmışlar arasında Onun gibisini görmedim.  
Yaratılmışların en hayırlısı, gönderilen elçilerin en yücesi,  
İnsanlığın hazinesi ve onları doğruluğa hidayet eden.&quot;

&quot;Onunla sığındım, umarım ki Allah beni bağışlar.
Bu benim dayanağım ve kesin olarak inandığımdır.
Bu sebeple yorulmaksızın Onu övmek, ömrüm boyunca vazgeçilmeyecek iştir.  
Ve Ona duyduğum sevgi, Arş’ın Rabbi katında tek dayanağımdır.&quot;

&quot;Ona (Peygamber’e) sonsuza dek kesintisiz salât olsun,  
Selam ile birlikte, sayısız ve hesapsız.  
Ve onun ailesine, arkadaşlarına, hepsine, şeref sahiplerine, cömertlik denizinin sakinlerine, iyilik ve destek ehline.&quot;

&quot;Sonra salât, yaratılmışların en hayırlısına olsun,  
ki ona Allah’ın vahyini Cebrail getirdi.  
Rehberlerin en hayırlısına salâtın bolluğu aksın,  
yıldızlar ufuklarda parladığı sürece.&quot;</title>
				<link>https://bayan.katrefm.com/gonul-bahcemiz/p/13979/</link>
				<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 01:40:55 +0300</pubDate>

									<content:encoded><![CDATA[<div class="activity-inner"><p>Sultan Birinci Abdülhamid’in, Peygamber Efendimiz’e (sallallahu aleyhi ve sellem) 1777 yılında Arapçada yazmış olduğu Hücre Kasidesi. </p>
<p>Şiirin mısraları Hücre-i Saadet’in cephelerine yazılmış ve 2 asır boyunca kalmış. Bu övgü dolu sözlerden rahatsız olanlar şimdi önüne başka levhalar ekleyip bir kısmını da boyalarla sıvalarla görünmeyecek h&hellip;<span class="activity-read-more" id="activity-read-more-13979"><a target="_blank" href="https://bayan.katrefm.com/gonul-bahcemiz/p/13979/" rel="nofollow ugc">Daha Fazla Oku</a></span></p>
</div><div class="youzify-post-attachments">
			<a href="https://bayan.katrefm.com/wp-content/uploads/youzify/members/3009/2025/02/IMG_5623.jpeg" rel="nofollow" class="youzify-img-with-padding" data-youzify-lightbox="youzify-post-13979"><img loading="lazy" class='lazyload' data-src='https://bayan.katrefm.com/wp-content/uploads/youzify/members/3009/2025/02/IMG_5623.jpeg' alt=""></a>

			</div>]]></content:encoded>
				
									<slash:comments>0</slash:comments>
				
							</item>
					<item>
				<guid isPermaLink="false">659496d1987ce5ddd8cb2e56811753fe</guid>
				<title>&#x1f337;O son of Adam, Do not fear -Hadith Qudsi-&#x1f337;

“Allah Ta’ala said: “O son of Adam do not be afraid of any power or sovereignty. As long as my sovereignty remains and my sovereignty never ceases. O son of Adam do not fear tightened sustenance. As long as my storehouses are full and my storehouses are never empty. O son of Adam I created you to worship me, so don’t play. I have already set your share of sustenance, so don’t make yourself tired. I created you to worship so don’t play, and I guaranteed your sustenance so don’t make yourself tired. I swear by my glory and might, if you are content with what I have allocated for you, I will bring comfort [peace] to your heart and body and you will be praised by me. On the other hand, if you are not content with what I have allocated for you, I swear with my glory and might I will set the world loose on you, where you will run just like the animals run in the wild and you will still not get more than what I originally allocated for you! O son of Adam, I created the seven heavens and earth effortlessly, so would it trouble me to simply send a loaf of bread your way? O son of Adam, do not ask me of tomorrow’s sustenance, just like I have not asked you for tomorrow’s deeds. O son of Adam, I love you. So by my right over you, love me.”</title>
				<link>https://bayan.katrefm.com/gonul-bahcemiz/p/13955/</link>
				<pubDate>Tue, 11 Feb 2025 18:12:15 +0300</pubDate>

									<content:encoded><![CDATA[<div class="activity-inner"><p>&#x1f337;O son of Adam, Do not fear -Hadith Qudsi-&#x1f337;</p>
<p>“Allah Ta’ala said: “O son of Adam do not be afraid of any power or sovereignty. As long as my sovereignty remains and my sovereignty never ceases. O son of Adam do not fear tightened sustenance. As long as my storehouses are full and my storehouses are never empty. O son of Adam I created you to wo&hellip;<span class="activity-read-more" id="activity-read-more-13955"><a target="_blank" href="https://bayan.katrefm.com/gonul-bahcemiz/p/13955/" rel="nofollow ugc">Daha Fazla Oku</a></span></p>
</div>]]></content:encoded>
				
									<slash:comments>0</slash:comments>
				
							</item>
					<item>
				<guid isPermaLink="false">63f9183cc1b895f2c2f762a93e668cee</guid>
				<title>Bu mersiye, Sevilla&#039;nın düşüşünden sonra (1267) Ebu el-Bakaa ar-Rundy tarafından yazılmış. Ar-Rundy, Endülüs&#039;ün son on yıllarında yaşamış bir Sevilla şairidir. Endülüs şehirlerinin teker teker düşüşüne tanık olmuş ve bu şiiri Kuzey Afrika&#039;daki Müslüman krallıklarından yardım istemek için yazmış.
____________________

“Mükemmelliğe ulaştıktan sonra her şey geriler,
bu nedenle hiç kimse hoş bir hayatın tatlılığına aldanmasın.
…
Mihraplar bile ağlıyor, sağlam olsalar da;
Minberler bile yas tutuyor, tahtadan olsalar da.
…
Ey, Kaderde bir uyarı olmasına rağmen gafil kalan sen:
Sen uyusan da kader her daim uyanıktır.
…
Ve sen, vatanında kaygılardan uzak, neşeyle yürüyen,
Sevilla&#039;nın [kaybından] sonra bir vatan herhangi bir adamı teselli eder mi?
…
Ve deniz ötesinde lüks içinde yaşayan, hayatın tadını çıkaran sizler,
Vatanlarında güç ve kudret sahibi olan sizler,
Endülüs halkından hiç haberiniz yok mu?
Kervancılar insanların [onlar hakkında] söylediklerini size taşımadılar mı?”

https://youtu.be/s3J-HDHLfCw?si=C1HPpzGqD-jba4sE</title>
				<link>https://bayan.katrefm.com/gonul-bahcemiz/p/13935/</link>
				<pubDate>Fri, 31 Jan 2025 00:13:31 +0300</pubDate>

									<content:encoded><![CDATA[<div class="activity-inner"><p>Bu mersiye, Sevilla&#8217;nın düşüşünden sonra (1267) Ebu el-Bakaa ar-Rundy tarafından yazılmış. Ar-Rundy, Endülüs&#8217;ün son on yıllarında yaşamış bir Sevilla şairidir. Endülüs şehirlerinin teker teker düşüşüne tanık olmuş ve bu şiiri Kuzey Afrika&#8217;daki Müslüman krallıklarından yardım istemek için yazmış.<br />
____________________</p>
<p>“Müke&hellip;<span class="activity-read-more" id="activity-read-more-13935"><a target="_blank" href="https://bayan.katrefm.com/gonul-bahcemiz/p/13935/" rel="nofollow ugc">Daha Fazla Oku</a></span></p>
</div>]]></content:encoded>
				
									<slash:comments>1</slash:comments>
				
							</item>
		
	</channel>
</rss>