Radyo Dinleyici Sayısı: 4
  • G2.B.Esra-i Amedi kullanıcısının profil fotoğrafı

    G2.B.Esra-i Amedi

    23 saat 13 dakika önce

    “Nimet ve Bela ile imtihan”a dair:
    🌹🌹🌹
    Allah’ın râzı olduğu ve râzı kıldığı buyurdu:

    İnsanlar iki kısımdır: Nîmetlendirilenler ve Rabbi Azze ve Celle’nin hükmü ile belâ ile imtihan olunanlar. Nimetlendirilen kişi, nîmetlendirildiği şey konusunda üzüntü ve kötülükten hâlî değildir. Kendisine, malına, âilesine ya da evlâdına isâbet eden türlü belâ, hastalık veya açlık sebebiyle üzülmesi mukadder ise, bu zorluklara muhâtab olur. Sanki hiç nîmetlendirilmemiş gibidir, nîmetleri ve onların tadını unutur. Şâyet o; malı, mülkü, köleleri ve câriyeleri ile düşmanlarından emîn, hiçbir belâya uğramadan mamur bir hâlde zengin olarak kalsaydı, dünyadayken Mevlâsı Azze ve Celle’yi tanıyamayacaktı. Şâyet Mevlâsı; Azze ve Celle’nin:

    🍀”Dilediği şeyleri mutlaka yapan” (Burûc; 16),

    tatlılaştıran ve acılaştıran, zenginleştiren ve fakirleştiren, yükselten ve alçaltan, yücelten ve zelîl kılan, dirilten ve öldüren, öne alan ve geciktiren olduğunu bilseydi, nîmetlendirildiği şeylerle tatmîn olmazdı, ona tamah etmezdi. Ve bela hâlinde feraha kavuşacağından ümidini kesmezdi.

    İşte bu cehâletinden dolayı onlarla mutmain oldu. O nîmetlerle hüznün bulaşmadığı bir safâyı talep etti. Dünyanın aslının belâ, sorumluluk ve kederlerle dolu sıkıntı yurdu; nîmetlerin de sonradan elde edilen mallar olduğunu unuttu. O sabır ağacı gibidir, başlangıçta meyveleri acıdır, sonuna doğru bal tadındadır. Onun acılığını yutmayan kişi tadına ulaşamaz. Acısına sabretmeyen balına kavuşamaz. Kim ki onun
    belâsına sabreder, onun nimetleriyle tatlanır. Ücretle çalışana, alnı terlemeden, cesedi yorulmadan, ruhu gam yükü çekmeden, göğsü daralmadan, kuvveti gitmeden, nefsı aşağılanmadan ve kendi gibi bir mahluka hizmette hevâsı kırılmadan ücreti verilmez. Bütün bu acılıkları yutarsa, güzel ve dâimî yiyecekler, meyveler ve giyecekler, rahat ve mutluluk mükâfatı olur, velev ki azın azı da olsa!

    🍀 Dünyanın başlangıcı da kaptaki balın üst tarafı gibi acıdır, acılıkla karışmıştır. Yiyici bu üst yüzeyini yemeden, hâlis olana, kabın asıl bölgesine ulaşamaz. Kul, Rabb Azze ve Celle’nin emirlerini edâ ve nehiylerini terk etmede sabreder, kaderinde cereyân eden şeye teslîm olup O’na havâle eder, bütün bu acıları yutar, yükleri taşır, hevâsına muhâlefet edip murâdını terk ederse, Allah Azze ve Celle ömrünün sonlarında onu tatlı bir hayat, naz, rahat ve izzet ile ödüllendirir. Emme çağındaki çocuğun doyurulması gibi sorumluluklar olmaksızın onu doyurur ve kollar. Dünya ve âhirette bir yükümlülük ve bağlılık altına girmez. Tıpkı balın üst tabakasındaki acılığı tadan kimsenin kabın asıl yenecek kısmına ulaşıp yemesi gibi.

    Nîmet içindeki kul da Allah Azze ve Celle’nin tuzağından emîn olmamalı, nîmete tamah etmemeli, onun devâm edeceği düşüncesinden uzaklaşmalı, şükretmeyi unutmamalı, şükrünü terk ederek nîmetin bağını gevşetmemelidir. Nebî Aleyhisselâm şöyle buyurdu:

    🌹”Nîmet vahşîdir, şükürle onu bağlayın!”🌹

    Mal nîmetinin şükrü: Onu verip arttıranı itirâf etmektir -ki O da Allah Azze ve Celle’dir-. Her hâl ü kârda bu nîmeti ‘Kendisi’ne hatırlatmak, Azze ve Celle’nin ihsân ve lütfunu görmektir. Nîmetleri sâhiplenmemek, O’nun haddine tecâvüz etmemek, bu husustaki emrini terk etmemek, zekât, kefaret, nezir ve sadaka gibi malların hukûkunu edâ etmek, tasalananın yardımına koşmak, ihtiyaç sâhiplerinin sıkıntılarını gidermeye çalışmak, kötülüklerin yerine iyilikleri koymaktır. Yani; kötülük ve sıkıntı içinde geçen saatleri nîmet ve bolluk içinde geçen saatlere tahvîl etmektir.

    🍀 Azâ ve organlardaki sıhhat nîmetinin şükrü ise: İtâate yardım etmesi, haramlardan, kötülüklerden, isyan ve günahlardan uzaklaşmasıdır. Böylece nîmetin göçüp gitmesi engellenmiş olur. Onun ağacı sulanır, dalları ve yaprakları büyür, meyveleri güzelleşir; yenildiğinde tat verir, çiğnendiğinde lezîzdir, ulaşması kolaydır, bedende âfiyet ve bereketle yerini alır, netîcesi rahatlıktır. Onun âzâlardaki bereketinin ortaya çıkması, türlü tâat, yakınlaşmalar ve zikirlerle olur. Bundan sonra âhirette Allah Azze ve Celle’nin rahmetine nâil olan kullarından olur; nebîler, sıddîklar, şehidler ve salihlerle birlikte cennette ebedî olarak kalır, onlar ne güzel dostlardır.❤️

    🍀 Şâyet böyle yapmaz; dünyanın hazırda olan zînetlerine tamah eder, onun hazlarını tadar, onun serâbının parıltısıyla, çakan şimşeğiyle, günün ilk saatlerınie even sıcak rüzgarıyla, yılanlarının ve akreplerinin derisinin yumuşaklığıyla mutmain olur;
    onların derinlerinde saklı olan öldürücü zehirlerden, yakalamak tutmak ve yok etmek gibi avlama tekniklerinden ve tuzaklanndan kör ve gâfil olursa; reddedilmeye; dünyada acilen fakirlik, düşkünlük, zillet ve hakîrlikle; âhirette de cehennem azâbı ile müjdelenmeye hazır olsun.

    🍀 Belâ ile imtihan olanlara gelince; bazen işlenen günah ve cürümlerin bir karşılığı ve sonucu olarak belâya düçar olurlar. Bazen günahlarına bir kefaret olmak, onları izale etmek için müptela kılınırlar. Bazen de derecelerinin yükseltilmesi, âlî menzilelere ulaştırılarak: ehl-i hâl ve’l-makamın yüce ilmine tâbi olmalarını temîn için veya mahlukatın ve insanların Rabbi’nden bir koruma ile ehl-i hâl ve’l-makamı da geçen kimseye tâbi kılınmaları için belâlarla imtihan edilirler. Ki onlann Mevlâ’sı: onların yumuşaklık ve nezaket binekleri üzerinde bela meydanlarında gezdirir ve harekât ve sekenâtlarında onların üzerlerinde bakış rüzgarları estirir. Çünkü onların belayla imtihân olunmaları onları telef etmek ve derekelere düşürmek için değildir. Seçilmiş ve tercih edilmiş olmaları sebebiyle onları belâlarla sınamış ve bu belâlarla onları îmân hakikatine çıkarmıştır. Belâlarla saflaştırmış ve onları şirkten, davâdan ve nifâktan ayırmıştır. Ve onlara türlü ilim, sır ve nurlardan bağışlamıştır. Onları seçkinlerin hâlislerinden kılmış, sırrıyla onları emîn eyleyip meclisleriyle râzı etmiştir. Nebî -sallallahu aleyhi vesellem- şöyle buyurdu:

    🌹”Sabreden fakirler kıyâmet günü Rahmân’ın meclisindedirler”.🌹

    Hem dünyada hem âhirette!.. Dünyada kalpleriyle; âhirette cesetleriyle. Çünkü belâlar onların kalplerini, şirkten; mahlukâta bağlı sebeplere, yardımlara ve iradelere dayanmaktan; ayıp ve kusurlardan; heves ve davalarla şekillenmekten temizlemiştir. İtaatlerine karşılık olarak âhirette, Firdevs ve diğer cennetlerde yüksek menzileler ve dereceler beklemekten de arındırmıştır.

    🍀Cezâya mukabil olarak belâ ile imtihan olunmanın alâmeti; belâ anında sabretmemek, umutsuz olmak ve insanlara şikâyet etmektir.

    🍀Günahlara ve hatalara kefaret olmak ve onlanı izâle etmek için ibtilânın alâmeti; sabr-ı cemille şikâyet etmemek, dostlara ve komşulara umutsuzluğunu izhâr etmemek, emirleri edâdan ve itaatten usanmamaktır.

    🍀Rızâ ve muvâfakatin arttırılması için belâ ile imtihan olunmanın alâmeti ise; yerin ve göklerin Rabbi’nin fiiline karsı nefsin güven ve sükûn içinde olması ve saatler ve günler geçmesine rağmen onun ortadan kaldırılmasına kadar o belâda fânî olmaktır.

    Kaynak: Abdulkadir Geylani Külliyati – Gelenek Yayınevi

    Profil fotoğrafıProfil fotoğrafı bunu beğendim

Arkadaşlar

Profil fotoğrafı
G9,s Manisanejla
@manisanejla
Profil fotoğrafı
Nisa Tuğçe Ankara
@ntuzumcugmail-com
Profil fotoğrafı
Safiyye Vefiyye İstanbul
@tuanaistanbul
Profil fotoğrafı
xetice amedi
@xeticeamedigmail-com
Profil fotoğrafı
Kamile Manisa
@g-6-skamilemanisa

Gruplar

Amediler grubunun logosu
Amediler
Herkese Açık Grup