Hicazın Mekkeli büyük alimlerinden şeyh Malikil alevi anlattı; Babam Alevi bana dedem abbastan nakl etti. Abbasıl maliki, şerif Huseyn zamanında مدير معارف الحاشمية Görevinde idi. Dedemi kuduse, kubetussahra camisinin tadilatı için dentleyici olarak gönderildi.
Kuduse varınca öncelikle Elxalile hz İbrahim aleyhisselama ziyarete gider. Şöyle anlatır. Vardığımda teşrifim için bir mevlid düzenlemişlerdi. Mevlidi şerifin okunduğu yerde yaşlı bir adam dikkatimi çekti. 80 in üstünde olduğu belli ve çok zayıftı. Mevlidin başından beri ayakta bekliyordu. Ben 52 yaşımda olmama rağmen bu kadar ayakta kalabileceğimi hiç düşünemem dedim, dayanamadım yanına gittim.
Bir kaç kez işaret etmeme rağmen oturmamıştı. Belki utanıyor dedim, oturması için çektim yine oturmadı. Etraftakiler o oturmaz, mevlidte hep böyledir dediler. İnsanlar viladet bahrinde 5 dak. kalkar sonra otururlar. Teaccüb ettim.
Bir saaten fazla sürdü, yaşlı bitince oturdu. Ona tekrar yanaştım, “Kardeşim dedim bu şimdi ne idi, neden bu kadar ayakta bekledin?” Yaşlı beni bırak sen bize sohbet et seyyid dedi. Ben sizin misafirinizim, Misafir hakı var bana anlatman lazım dedim. O zaman bu gece bize gelip yemeğimizi şereflendirirsen söylerim dedi.
Gece evlerine gittim, iyice merak sarmıştı beni. Yemek ardı “Evet seni dinliyorum” dedim. “Efendim ben mevlidte ayağa kalkılmasına çok kızıyordum, kalkanlara bağırıp çağırıyordum, bu bir bidattir diyordum.”
Aynı şeyi tekrar etiğim bir mevlid sonrası yattım. Rüyamda Peygamber efendimiz geliyordu. Büyük bir kalabalık onu bekliyor, bende aralarındaydım. Herkes ayağa kalktı. Bende ayaktayım, efendimiz içeri girdi “Oturun” dedi. “Kiminle selamlaşırsam kalksın” dedi.
Yürümeye başladı, kimin önüne gelse selam veriyor, o kişi kalkıp ellerinden öpüyordu. Sıra bana geldi, ben kalkmaya davrandım. “Bana hayır dedi, sen kalkma” dedi. Uyandım fark ettim ki alt tarafım tutmuyor. Hareket yoktu.
Tabib hekim bırakmadım, şeyhlere rukyeye devam ettim. Sonuç yok. Taki şeyx ebu xalil elxalidiye gidene dek, her tarafa gitmiştim, çare bulamıyordum. Şeyh ebu halil “Senin peygamberimizle bir sıkıntın edebe muhalif bir hareketin olmuş. Efendimize bir şey yapıp gönlünü alman lazım” dedi.
Ben de yanında “Allah’a yeminler olaki mevla bana şifa verirse katıldığım tüm mevlidlerde baştan sona kadar ayakta bekliyeceğim, nezrim olsun” dedi. İşte o nezrin ardına aynı meclisi tekrar gördüm, yine aynı şekilde efendimiz teşrif etti. Yine aynı şekilde selamlaştı.
Bana gelince ben kalkamıyordum. Bu sefer haydi “kalkabilirsin artık” dedi. Uyandım, yatakta ayaktaydım.
Not: Bu yazı Efendi Hazretleri tarafından kaleme alınmıştır!
Zamanımızda her şeye bid’at diyenler türedi. Ne salavatı ne duayı kabul eden Vahhabi zihniyeti geldi aklıma. Onların da hem bedenlerinin hem de ruhlarının felç olduğunu söyleyebiliriz bu kıssadan sonra. RasulAllah’a uymak, O’nu sevmek , O’na hürmet etmek, hem musafaha şerefine ulaştırır bizi hem de şefaatine inşeAllah Efendim.
Efendim, biz nasılki namazda kıyamda duruyorsak, rabbimizin huzurunda onu tazim etmek için bir edep sergiliyorsak, Efendimiz a.s’ın mevlidinde aynı edeble ayakta durmamız gerekir. Bütün alem onu karşılarken , kişinin oturması yanlış olur. Ali talip hoca bir dersinde efendimizin mevlidi günü eğer sabah güneşe bakarsaniz onu raks eder halde bulursunuz demişti. Aleme doğmasinin sevincinden güneş bile onu karşılıyorken kişininde bu edebe riayet etmesi gerekir. Seven sevdiğini ayakta karşılar. Onun nazarına nail olmak ister. Demek ki Efendimiz her ismi geçen yerde hazır oluyor. Ümmetine bakışı oluyor. Buradaki kıssada vahhabi zihniyete cevap olmuş oluyor. Mevlide bidat diyenler , Muhammedi olmanın tadını alamamışlar. 🌹🌹🌹
Allah bizleri kıymetli ilminizden mahrum bırakmasın Efendim 🌹
Hatırıma şu Kutsi Hadisi Şerif geldi. Buyuruyor ki Allahu Teala: Levlake levlake Lema xalaqtul eflaq
Efendimiz sav olmasaydı alemleri yaratmazdı Allahu teala
Mevlidi Şerifin değerini bilmemiz lazım, yapılan bu amelin boş bir amel olmadığını bilmemiz lazım. Çünkü Allah Ona değer vermiş onu çok sevmiş, bizde aynı değeri saygıyı sevgiyi göstermemiz , örnek olmamız , öğretmemizde lazım diye düşündüm…
Kulun sınav yeri olan bu gelip geçici dünyada bilerek yada bilmeyerek hatalar yapabildiğini, bunu ancak Allah’a tövbe ederek ve onun bizlere örnek olarak gönderdiği alemlere rahmet peygamberimiz Muhammed Mustafa sav e saygı hürmet ve yolundan gidilerek kişinin şifa bulacağı iyileşeceği ve güzelleşeceği muhakkaktır.
Seviyorsan zahmette rahmete kanarsın. Değerlerinizdir sizi değerli yapan demiştiniz efendim. Kişi sevdiğiyle hemhal olur haldaş olur ve bunu fiilen ifade etmenin en güzel yollarından biri de edep ve hürmet olur. Eğer sen Muhammedi olduğunu söylüyorsan, adının anıldığı yerde ona salavat çekmen sana bal şerbeti gibi gelecektir. Aynı durum ayakta durmak için de geçerli. Bunun sonucunda senin hürmet ettiğin kişi Allah’ın Habibi ise işte orada felçli olsan dahi senin dizlerini bir uykuluk anda çözebilecek kadar da büyük bir rahmete kavuşuyor kişi. Bunun tam tersi, Allah’ın Habibi hakkında yapılan sıkıntılarda da zillete düçar olunmak da bir ana bakıyor.
Efendim bir derste buyurmuştunuz ki ; Dinimizde sonradan ortaya çıkan her şey tek bir kefeye konulmaz. Faydalı ve hayra vesile olan uygulamalar Bid’a-i Hasene. Dini bozan, aslına aykırı düşen uygulamalar ise Bid’a-i Seyyiedir.
Sonradan çıkmış ama kişiye ecir yazdıran Bid’a-tlar var. Su konusundan bahsetmiştiniz. Efendimiz zamanında kırbalar ile taşınırdı. Şimdi çeşmeler var, çeşme yaptırmak, bir “bid’ai hasene”dir yaptıran kişiye kesintisiz ecir yazdırır.
Mevlid okununca olan 7 maddeden bahsetmiştiniz
Kur’an-ı Kerim Okunması
Allah’ın Zikredilmesi
Allah’a Hamd ve Sena Edilmesi
Hayır ve Sadaka Verilmesi
İkramda Bulunulması.Özellikle yetim ve yoksullara yemek yedirilmesi
Dua Edilmesi
Salavat-ı Şerife Getirilmesi
Elhamdulillah, Allah razı olsun Efendim, bu kıymetli paylaşım için çok teşekkür ederiz. Eskiden olsa “Mevlid bidattir” diyenlere karşı verebileceğimiz sağlam cevaplarımız yoktu; içimizden “ama biz Resulullah’ı seviyoruz, içimizden böyle yapmak geçiyor, Mevlid-i Şerif’i değerlendirmek istiyoruz”, derdik. Veya “böyle geceler, hiç İslami çevrelerle haşır neşir olmamış insanlar için ibadete teşvik oluyor, buna engel olmayın” derdik. Fakat şimdi bu kıssalarla anlatacak sağlam sözlerimiz oluyor. Her güzelliğe “bidattır” diyen sevgiden muhabbetten yoksun insanlara karşı muhabbetten yana olabiliyoruz. En önemlisi de bu kıssalarla, böyle örneklerle Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’e karşı nasıl bir edep takınmamız gerektiğini öğreniyoruz. Nasıl ki İmam Züfer rahmetullahi aleyh hocası geçerken ayağa kalkmadığı için -çok büyük bir alim olduğu halde- İmam Ebu Yusuf ve İmam Muhammed’den geri kalabiliyorsa, muhabbet yolunun yolcuları için de böyle örnekler epey önem taşıyor. Allah istifade edenlerden eylesin, âmin.